"seni düşünmek bazen öyle ağır geliyor ki,
çocukken bir oyuncağımı kaybettiğimde hissettiğim o boşluk gibi,
avucumda tuttuğumu sandığım her şeyin
gözlerimin önünde kaybolmasına alışamadım bir türlü.
seni de bir düş gibi sevdim belki,
hiç uyanmak istemediğim ama
Öyle herkesin diline düşmez bazı hisler…
Bir kalp vardır, sessizce saklar seni içinde,
Adını koyamazsın belki ama
Orası en derin sığınağındır.
Bir kişi vardır;
Yanında susmak bile konuşmaktır,
Edebiyatçılar toplandı mı?
Kalemler bir oldu mu?
Kırgın gönüller sarılıp
Muhabbetler kuruldu mu?
Şiirler dilden döküldü mü?
Fazlası var susuşlarımın,
Dilimde kilit, kalbimde dua,
Adını anınca içimde
Bir gök yarılıyor sanki,
Sessizliğim bile sana akıyor…
Bakma gözlerimin durgunluğuna,
Sen bana biraz kader gibi geldin…
Sanki bin yıllık bir duanın
gecikmiş kabulüydün.
Adını içimden her geçirdiğimde
gece başka kararıyor,
Elbet yüküm ağırdı,
Elbet içim duman, yolum virandı.
Ben kendi yangınımda kül olurken,
Sana serinlik olmaya niyetlendim.
Derdim çoktu, dilim suskundu,
Yine de adını zikretti yüreğim.
Elime batan diken gibisin;
Kanatır da çıkarıp atamam seni.
Yarama sürülen tuz gibisin;
Acıtırsın da senden vazgeçemem.
İçime çöken akşam gibisin;
En güzel derdim…
Adını her andığımda içimde bir ateş uyanır,
Ve ben o ateşi söndürmeye değil, anlamaya geldim bu dünyaya.
Ne zaman çıkaracaksın beni bu yangının ortasından, söyle?
Yoksa bu yangın sen misin,
En güzel günler, henüz yaşamadıklarımız,
şafağın dokunmadığı düşlerde saklı,
bir rüzgâr gibi usulca yaklaşan,
bir baharın tomurcukta bekleyişi gibi.
Gözlerin görmediği ışıklar var hâlâ,
En güzel yol:
Henüz adımlarımızın değmediği yoldur.
En güzel şiir:
Henüz kalemimizin yazmadığıdır.
En güzel düş:
Henüz uyanmadığımız sabahın içinde saklıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!