Bir seher vaktinde gördüm yüzünü,
Gönlüm ezber etti tatlı sözünü,
Ceylan mı kıskanır ela gözünü,
Seni öve öve bitmez dil güzel…
Zülfün gece gibi düşmüş yüzüne,
Bir tek bende ağırdı susmak
kelimeler bile yük olurdu omuzlarıma
herkes konuşur kendince
ben içimde büyütürdüm cümleleri
Gönlüm dardı evet
ama kimsenin kapısını çalmadım
Bir vakit ay bilirdim o güzel yüzünü,
Seher yeli sanırdım duyunca sözünü,
Bahar diye beklerdim geçtiğin yolu,
Gül diye koklardım bıraktığın izi,
Can diye saklardım gönlümde özünü,
Bir ömre değişmezdim bir çift gözünü,
Bir vakitler öyle kırgındım ki;
Rüzgâr bile adımı taşımaya çekinirdi.
Sabah, omzuma umut değil,
Yorgun bir sessizlik bırakırdı.
Gece, karanlığın en keskin yüzüyle
Dokunurdu avuçlarıma;
Bir yudum duman aldım, geceye karıştım,
Adını anmadım ama içimden geçtin.
Hasretin sıcaklığı dokundu göğsüme,
Sis gibi indi gönlüme,
Ne saklanabildim ne kurtuldum senden.
Aşk bizde büyük laflar etmez,
Şimdi solmuş satırlarda ismimi ara!
Kurumuş mürekkebin son damlasındaki
silik kelimelerde,
Tersinden okuduğun cümleler gibi,
anlamsız,
İsmin en kırılgan halleriyle yazıyorum artık,
Bugün seni hiç özlemedim, Sildim adını göğün mavisinden. Hangi gün dönüp baksan, Bir iz bulamayacaksın benden.
Yüreğimde yaktığın o mum, Çoktan küle karıştı sessizce. Artık hiçbir rüzgârın işi yok, Söndü çünkü kendi kendine.
Sana söyleyecek sözüm kalmadı, İçimde dökülen yapraklar sustu. Ne sır kaldı, ne hüzün, Hepsi zamana karışıp unuttu.
Aldım ele kalemi bu gece,
Mürekkebime seni karıştırdım usulca.
Her harfin ucunda biraz gözlerin vardı,
Biraz hasretin,
Biraz da içimde yıllardır susan o kırık yanım…
Bu son gece hâkim bey,
yarın darağacında soracaklar
“Son bir isteğin var mı?”
Diyeceğim ki
Bir kâğıt, bir kalem
Bu vakit de gelmezsin, biliyorum,
Belki yollar uzadı diyeceksin,
Belki vakti suçlayıp susacaksın,
Ben yine bir pencerenin önünde
Geleceğin tarafa bakıp
Yokluğuna bir sebep bulacağım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!