Farz et ki eski bir demir kapının paslı sürgüsüyüm sevgilim;
Yıllar beni eskitmiş olabilir ama bil,
En çok senin gelişine açıldım,
En çok gidişine kilitlendim.
Bu memlekette herkes bir taraf seçti de,
Ben bütün ömrümce yalnız senin yokluğuna muhalefet ettim.
Farz et ki ben bir yolum,
Sen de o yoldan geçen bir derviş…
Adım değmeden kalbine,
Bilir misin içimde sana açılan kapıları?
Farz et ki ben bir dua,
Sen de gecenin en sessiz “âmin”i…
Farz et ki ben bir yaylayım, dağlarım sensin,
Başımda tüten duman, yollarım sensin.
Ben hangi yöne dönsem sana çıkar menzilim,
Farz et ki ben bir gurbetim, sılam sensin.
Farz et ki ben bir bulutum, yağmurum sensin,
Farz et ki ben bir Yusuf’um kör kuyularda,
Ne kervan uğrar hâlime ne sesim varır yâre,
Bir vuslat duasıdır sinemde, düşmüşüm intizâra,
Sen bana nasip değilsin, ben sana duadan vazgeçmem.
Farz et ki ben bir Bilâl’im kızgın kumlarda,
"Farz et ki eski bir demir kapının paslı sürgüsüyüm;
Ne saraylara açıldım, ne de gösterişli kapılara…
Bir tek senin gelişine çözülür içim,
Bir tek senin gidişine ağırlaşır bütün pasım.
Ve inan sevgilim, ben bu dünyada en çok,
Sana kavuşamayan tarafın işçisiyim…"
"Kaç fırtına devirdi dallarımı, kaç geceye yenik düştü umutlarım…
Ama hiçbirinde sönmedi içimdeki ışık.
Savruldum, kırıldım belki ama hiç vazgeçmedim.
Çünkü ben, kendi baharını doğuran bir tohumum.
Ve her kışın ardından, yeniden yeşeririm!"
Gece… elimde sigara, dumanı göğe doğru bir niyaz,
Yanımda demli çay, içimde kıvam tutmuş biraz.
Önümde beyaz bir yaprak; kader gibi suskun,
Mürekkebim çoktan sana dönmüş, yoluna vurgun.
“Yaz” dedi gönlüm… “öldüm” dedim, ört kefenimi,
Bu ne ateş ki diri tutar yine de bedenimi.
Gece çöker, cümle âlem uykuya varır,
Ben uyusam hasretin başucumda kalır,
Duvarlar üstüme üstüme daralır,
Bir sen sığarsın gönlüme, bir de sensizliğin…
Ay çekilir, yıldızlar seherden usanır,
Gece çöktüğünde odama,
Sessizlik ateş olur tenimde…
Yastığıma kokun siner usulca,
Sanki saçların değmiş gibi yüzüme.
Ben her gece seni yaşayarak uyurum,
Ama her sabah sensizliğe uyanırım.
Bir narçiçeği gibi açtım gecenin ortasında,
Ne gündü bana dost, ne sabahlar tanıdı beni.
Karanlıkta büyüyen bir fısıltıydım belki,
Rüzgârla savrulan kırık bir heceydim senin dilinde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!