dün gece k o r u yolunda görmüşler seni
geçtiğin yerlerde kokun yürüdüğün cılgalarda
ayak izin kalmış ayak izlerinin ucunda
p a p a t y a l a r
insan içindeki kurtları oynayarak mı döker
yoksa yazarak mı
içi kabaran denizler gibi köpürerek ve çoğalarak geliyorum
şu köşe sizin olsun bu köşe benim
kristal hüzünler dersem kızar mısınız
o hüzünler ki gece yıldız yıldız yağar
gözlerimden
boşluğa
karanlığa
kan oturdu gecenin gözlerine
olan bitene şahit duvarların şaşkın bakışları
sırlandı zaman dondu çağlayanlar gibi akan
saatin tik takları
.......
ben dilimin yalancısıyım
……..
şimdi uzak bir masalın penceresine
kapısına zincirler vurulmuş
söylemiştim fi tarihinde…
gömleği böğürtlen dudağı karpuz tutan gençlere
teninin mavi anemon ipeksiliği ah!
rüzgârlar estikçe ferahlatır o hoş kokusu
kumral bir sevinç dalgası çarpar dünyama
incitmeden dokunur elime yüzüme
aynı zamanda
dili damalı uçurtmalar çağı
bir kuş kanadının türküsünde
oturup tütsüleniyorum
bir düşün akrep başında
taş üstüne taş
çıban üstüne çıban
buluttan yatık gemi
yağmur üstüne yağmur
oyun üstüne oyun
yaktım gecenin kandillerini
sustu karanlığın şakrak dilli kuşları
gölgeydim sığındım duvarların
dökük yüzlerine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!