gece yarısına
kuruldu ezcümle saatler
tele-fonda lirik hoş bir melodi
usumda kaygılı sancılı bir bağlanma
geçmişe
suskun saatlerin izi kalır gözlerinde
yıldızların rengini içen tumturaklı gecelerde
hüzünse ruhunun çalkantılı yıkımında arı kovanı
ıslak zemin kayganlığına benzer umut unutma
asıldıkça omuzuna bastıkça üzerine
kayar gidersin yalnızlığın
uzun bir uykunun içinde
salınarak uçan kuşların göğü elimde
rüyadan rüyaya atlama kolaylığı parmağımın ucunda
haydi o zaman çalkalayalım gecenin
renklerini
aşk dediğin bir oyun
en son ışığı gözlerde sönen ilmiksiz düğüm
ruhum kalbimin kırık kanatlarına emanet
yürüyorum pastel renklerin körlüğünde
sızılara sürgün bir göçebe yalnızlığında
içimden geçiyor soğuk mevsimlerin
bozbulanık nehirleri
akşamı karlatıyor tipinin sert ayazı
geçti serüveni sıcağın renkleri solmuş baharın
dün gece k o r u yolunda görmüşler seni
geçtiğin yerlerde kokun yürüdüğün cılgalarda
ayak izin kalmış ayak izlerinin ucunda
p a p a t y a l a r
insan içindeki kurtları oynayarak mı döker
yoksa yazarak mı
içi kabaran denizler gibi köpürerek ve çoğalarak geliyorum
şu köşe sizin olsun bu köşe benim
kristal hüzünler dersem kızar mısınız
o hüzünler ki gece yıldız yıldız yağar
gözlerimden
boşluğa
karanlığa
kan oturdu gecenin gözlerine
olan bitene şahit duvarların şaşkın bakışları
sırlandı zaman dondu çağlayanlar gibi akan
saatin tik takları
.......
ben dilimin yalancısıyım
……..
şimdi uzak bir masalın penceresine
kapısına zincirler vurulmuş
söylemiştim fi tarihinde…
gömleği böğürtlen dudağı karpuz tutan gençlere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!