toprağın altı da k a n üstü de
ağızlarından kum döküyor kırgın dağlar ovalara
buhran üstüne buhran durulmuyor ruhu yitikler
yılmıyor şeytan oynuyor elinde oyuncak ettiğiyle
kandırmaktan yorulmuyor kurnaz
gözü aç doymuyor narsist
sık sık uyur uyanır gözlerim
yaprağın teninden kuru dal öykülerini dinleyerek
terleyen şehirlerin yükünü ve gürültüsünü sırtlanarak
geçiyorum gürcü kirazlarının yanından sola dönerek
karıncaların cılga yolundan aşağıya
ay kuşları geceyi
sabır beklemeyi sever
göğe tutkun dualar
gök gürültüsünü pış pışlar
zorlu fırtınalar kasırga çatlağını
koşuyorum çılgınlar gibi
geveze bir kuşun peşinden
sırılsıklam ağaçlar ve çamurlu patikalardan yokuş aşağı
sedir ağaçlarının kayınların eşliğinde
gözyaşları içinde
koşuyorum çılgınlar gibi
geveze bir kuşun peşinden
sırılsıklam ağaçlar ve çamurlu patikalardan yokuş aşağı
sedir ağaçlarının kayınların eşliğinde
gözyaşları içinde
rüyası eksik bir uykunun ağırlığını tartıyor gece
ruhun yol haritasını çizerken parmaklarımdan tutuşuyor
yalnızlığın iklim yangınları
gökyüzü artık karanlığın safi efendisi
yağmuru bereketlendiren kısa gün
kurumuş bir zambağın cumbasında uyuyan rüzgârlar
göğe kanat olan kuşların ıslandığı körpe çamlar
ketum bir sessizliğin ipini çeken
eskimiş boyası dökük
tahta pervazlı nazlı
ah! ismail
bir başınayken
toyken çok rahattım
zaman aktı gitti bende aktım
herkesin gittiği yollardan
hoş geldin karanfil
güne işlenmiş sararmış yaprak gibisin
ellerin sahil boyu sazlık içi dolu katmerli sızı
dudaklarında ufalanmış bayat ekmek kokusu
belli ki içinde biriken toksinleri
atamamışsın
dilsiz gecenin ağlak senfonisi
bırak saçlarımı savursun rüzgârlar
ruhumda uçuşan saatlerin yorgunluğu
kalbime gömdüğüm seslerin vakurluğunda
üşüdükçe sarıldığım rüyalara inat
yırtık paçasından tutunduğum umut




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!