Kadın... ince siyah paltosunun içinde küçülmüş halde yürüyordu...
Gece... şehrin üstüne ağır ağır çökmüştü...
Sokak lambaları titrek bir sarılıkla yanıyor...
ıslak kaldırımlar eski bir hatıranın aynası gibi parlıyordu....
Yağmur durmadan yağıyordu...
Hoşçakal. .
Evet, en çok da bu kelime yakışıyor artık bize.
Hoşçakal.
Hoşçakal sevdiğim.....
Hoşçakal, hayal kırıklığım....
O sessleri tekrar tekrar duyuyorum— önce çok derinden ama uzakta ...
Fısıltılar gibi ... duvarların ardındaki yağmur gibi...
sonra daha yüksek sesle...
isimlerimizi haykO sessleri tekrar tekrar duyuyorum— önce çok derinden ama uzakta ...
Fısıltılar gibi ... duvarların ardındaki yağmur gibi...
sonra daha yüksek sesle...
Bazen bir şeyi düzeltmek istersin,
iki elinle tutup dağılmasın diye.
Kırılan yerini arar,
eksik parçalarını sessizce birleştirmeye çalışırsın.
Çünkü seversin.
Herkes dürüst olduğunu söylüyor,
ama gerçeklerin yüzüne bakmak başka şey.
Ağır geliyor bazı aynalar;
insan bazen yalanı değil,
eksik kalan gerçeği seçiyor.
Bazen bir çarşının kenarında oturuyorum,
kalabalığın içinden geçip giden hayatları seyrediyorum.
Kimse beni tanımıyor,
ben de kimseyi tanımıyorum aslında.
Ama yüzlerine bakıyorum uzun uzun,
Oturdum,
önüme günlüğümü serdim.
Bembeyaz yeni bir sayfa..
Kağıda baktım durdum..
Sonra..
Akşam üstü şehrin omzuna çökmüş ağır bir yorgunluktu...
Geceye çok yakın..
Sokak lambaları titriyordu...
sanki onlar da kalmakla gitmek arasında kararsızdı...
Benim gibi... !
Seni sevdim ..
sevdim be Adam
tıpkı sabahı sevdiğim gibi..
içimde öfke büyüdü yönünü şaşırmış bir fırtına gibi,
her şeye dokundu ama hiçbir şeyi iyileştirmedi...
Hayal kırıklığı dilimde ağır bir yük gibiydi,
Bir karınca gördüm dün,
ömrümde ilk defa bir karıncaya
bu kadar uzun baktım.
Elimde taşıdığı ekmek kırıntısı vardı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!