Bir kadın susarsa...
bil ki ...
aşk yorulmuştur artık...
Öyle bir anda olmaz bu....
Bir kadın durup dururken susmaz... !
Gece sessiz,
ama içimde durmadan konuşan bir ses var.
Bir soru,
tek bir soru,
Git artık...
Ama öyle sessizce değil...
bir fırtına gibi çık içimden...
kapıları çarpa çarpa...
anılarımı dağıta dağıta git...
Hiç birşey kalmasın içinde artık..
Bir çocuk vardı...
yaşı küçüktü ama omuzlarına büyük ağırlık bırakılmıştı...
Daha dizlerinde yara kabukları dururken...
hayat ona “artık büyü” dedi...
O da büyüdü...
Ben...
avuçlarında kelebek taşıyan bir kadınım…
Çocukluğum hâlâ etek uçlarımda koşar...
yağmur görünce ıslanmak isterim....
bulutlara isim takarım...
kırık oyuncakları bile terk edemem...
Sabah daha doğmamışken gün,
gökyüzü griyle mavi arasında kararsız,
sen oturuyorsun ıssız taşlıklara,
dizlerin kendine yakın,
ellerin soğuk,
bakışların denizin en uzak yerine değiyor.
Kadın...
kalbinin tam ortasında ...
taşıdığı boşluğu kimseye göstermeden yürüyordu...
Sanki bütün şehir ...
onun güçlü duruşuna inanmıştı...
Sabahın en erken vaktinde...
güneş daha denizin koynundan yeni doğrulurken ...
oturuyordu kadın sahilde...
Gökyüzü...
geceyle gündüz arasında ince bir çizgide durmuştu sanki...
Kalbim sessiz nefes alışım arasında dolaşıyor, gecenin karanlığında usulca adını fısıldıyorum.
Duy beni diye ..
Özlem uzak bir yıldız gibi süzülüyor içimde..
Rüyamda bile beni çağırıyor ,
hasretinle uyanıyorum...
Kışın son gecelerinden biriydi...
Şehir camlara vuran ince yağmurun altında . ..
eski bir şarkı gibi susuyordu...
Kadın mutfağın loş ışığında ...
tek başına oturmuştu...
önünde yarım kalmış bir çay...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!