Sessizce,
neredeyse fark edilmeden başladı...
Aşk duygusu ..
tıpkı bir zamanlar bütün olan bir şeyde oluşan ince bir çatlak gibi...
Tam anı hatırlamıyorum,
sadece aniden bir şeyin eksik olduğunu hissettiğimi hatırlıyorum ...
Gece ince bir tül gibi omuzlarıma düşüyor,
penceremde rüzgâr var, içimde bekleyiş…
Bir kadın konuşuyor içimden—
benim sesim, benim kalbim:
*“Aşkı arıyorum ben,
Bana sorarsan aşk nedir?
Aşk..
adını koyamadığım bir özlemin ...
bir insanda karşılık bulmasıdır...
Küçük bir kızdı…
Saçlarında akşamın dağınık rüzgârı...
ellerinde yarım kalmış oyuncaklar vardı...
Ama gözleri...
Gözleri ...
çocuk gözleri gibi değildi...
Bir kadın vardı baba…
Sessizliği ...
kalabalıklardan daha ağırdı...
Omuzlarında kimsenin görmediği ..
savaşlar taşırdı ...
ama yürürken ...
Babam...
Pencerenin önünde durdum, alnımı hafifçe soğuk cama yasladım,
sanki son bir kez Babamın yansımasını görmeyi umuyordum.
Dışarıda, ağaçlar tıpkı o hâlâ oradayken olduğu gibi rüzgarda sallanıyordu.
Her şey aynı kalmıştı
Babamdan başka.
**Bir Babanın Dilinden Aşk ve Sadakat**
Bak kızım...
Aşk dedikleri şey...
sadece kalbin hızlı atması değildir...
Ne bayram kaldı eski bayram,
Ne Babalar Günü,
Ne de sabahlar o eski sevinçle uyanır.
Kapı çalacak sanırım bazen,
Bir ses duyacağım uzaktan;
Uzun bir yoldu yürüdüğüm,
Kimi zaman yağmurlu...
kimi zaman sessiz...
Omuzlarımda eski kırgınlıkların ağırlığı...
Gidişimi bir kapı sesi sanma...
ben bu evden kalbimi sökerek çıkıyorum...
Arkamda bıraktığım şey birkaç anı değil...
geceleri uykundan çalacak bir ömür bırakıyorum sana...
Çünkü insan en çok...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!