Bir Karıncanın Hikayesi Şiiri - Arzu Uschi

Arzu Uschi
123

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Bir Karıncanın Hikayesi


Bir karınca gördüm dün,
ömrümde ilk defa bir karıncaya
bu kadar uzun baktım.

Elimde taşıdığı ekmek kırıntısı vardı,
kendinden büyüktü neredeyse.
Sağa gitti,
durdu.
Sola döndü,
yine durdu.

Yolunu kaybetmişti belki.

Ama dönmedi.

İşte o an,
insanın kendine sorması gereken
o tuhaf sorulardan biri geldi aklıma:

**“Ben ne zamandır
yolumu kaybettiğim için
yürümeyi bıraktım?”**

Karınca bilmiyordu nereye gittiğini.
Ben de bilmiyordum.

Ama o,
bilmediği halde ilerliyordu.

Ben ise
gideceğim yeri bilmediğim için
yerimde duruyordum.

Sonra başımı kaldırdım.

Meğer dünya,
ben ona bakmayı bıraktığım günden beri
bütün hikâyesini sessizce anlatıyormuş.

Kaldırımın arasından çıkan
incecik bir ot…

Kimsenin dönüp bakmadığı halde
güneşe doğru uzanıyordu.

Bir ağacın gövdesindeki yara…

Yıllardır kapanmamıştı
ama ağacı hâlâ büyütüyordu.

Gökyüzünde
aynı yöne uçan kuşlar…

Hiçbiri diğerine
“Sen nereye gidiyorsun?”
diye sormuyordu.

Sadece uçuyorlardı.

O gün anladım:

İnsan bazen
hayatın önüne koyduğu tabelaları değil,
**hayatın kendisini okumalı.**

Kitap okumak güzel.

Ama bazen
bir avuç toprağı okumak gerekir.

Toprağın karanlığında
bir tohumun nasıl sabrettiğini…

Bir yaprağı okumak gerekir.

Yeşilken nasıl yaşadığını,
sarardığında nasıl bıraktığını,
düştüğünde bile
ağaca küsmeyişini…

Yağmuru okumak gerekir.

Neden bazı insanların
yağmur yağınca çocukluğuna döndüğünü…

Bir şehri okumak gerekir.

Gece yarısı
hangi pencerede hâlâ ışık yanıyor,
hangi evde biri uykusuz,
hangi odada bir insan
kendi hayatını sessizce sorguluyor…

Ve en zorunu:

**Bir insanı okumak gerekir.**

Söylediklerini değil yalnızca.

Çünkü insanın ağzı
bazen ezber konuşur.

Ama gözleri…

Gözleri kolay kolay yalan söylemez.

Birinin
“Ben iyiyim.” derken
gözlerinin neden yere baktığını,

Birinin gülerken
gülüşünün neden yarım kaldığını,

Birinin “Git.” derken
içinde neden bir şeylerin
sana doğru koştuğunu…

Bunları okuyabilmek gerekir.

Çünkü bazı insanlar
ruhlarını cümlelerle değil,
**ışıkla anlatır.**

Gözlerinin içinde
küçücük bir ışıltı vardır.

Sen onu görürsen
o insanın bütün hikâyesini
okumaya başlarsın.

İşte insanın ilerlemesi
belki de burada başlar.

Her şeyi bildiğini düşünmeyi bıraktığı yerde.

Bakmayı öğrendiği yerde.

Merak ettiği yerde.

Bir çocuğun neden sustuğunu,
bir yaşlının neden aynı sokağa
her gün tekrar baktığını,
bir ağacın neden eğildiğini,
bir insanın neden
tam gülümseyecekken vazgeçtiğini
sormaya başladığı yerde.

Çünkü hayat
önüne ders kitabı koymuyor.

Bazen bir insan koyuyor.

Bazen bir kayıp.

Bazen bir karşılaşma.

Bazen bir sabah
ayakkabının altına yapışmış
küçücük bir çamur parçası…

Ve diyor ki:

**“Bak.
Burada da öğreneceğin bir şey var.”**

İnsan yalnızca
okula giderek büyümüyor.

Bazen sokakta büyüyor.

Bazen yanlış insanda.

Bazen yalnızlıkta.

Bazen kaybettiğinde.

Bazen de
hiç tanımadığı birinin gözlerine bakıp
kendi içindeki eksik parçayı fark ettiğinde.

O yüzden
yolunu bilmiyorsan bile yürü.

Ama yürürken
başını kaldır.

Etrafına bak.

Çünkü belki de
aradığın cevap
çok uzakta değil.

Belki bir yaprağın üzerinde.

Belki toprağın altında.

Belki yanından geçen
ve sana sadece
“Günaydın.” diyen birinin gözlerinde.

Belki de…

Bütün bu zaman boyunca
okumayı bekleyen
**kendi ruhundadır.**

Arzu Uschi
Kayıt Tarihi : 22.08.2026 06:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!