Bir kadın vardı...
içinde bahar taşıyan...
Gülüşüyle sabahları uyandıran... !
Ve bir adam vardı...
gözleri akşam gibi...
Masada yarım kalmış bir gece vardı...
Pencere aralığından...
içeriye giren rüzgâr...
perdeleri değil de ...
sanki yıllardır susturduğum vicdanımı kıpırdatıyordu....
Sen uyuyordun....
Bir kadın vardı…
Sessizliğiyle konuşan,
gülüşünün kenarına tane tane göz yaşı damlayan..
Kimse anlamaz ilk bakışta...
çünkü o...
acısını bağırarak değil...
Kalemi aldım yine elime ...
Hayal dünyama kaçıp...
içimdeki biriken kelimeleri atmaya aldım defterimi önüme ...
Aklıma gelen bir hikaye ..
Sigaranın dumanında avutuyorum kendimi,
her nefes,
dağılan bir düşünce,
Sinsi ve sessizce geldi, içimde o büyüyen bir gölge.. habersiz...
Bir yol ayrımı gibi ..
ölüm ve acı ...
Korku ve çaresizlik...
Bu duygu hiç Gitmedi..
gitmeyecek
Sessizce başladı…
iki kalp atışı arasındaki bir titreme gibi…
adı olmayan bir korku…
sadece uzun süre kalan bir his…
Sen ışıktın…
Ben geceleri konuşurum kendinmle...
kimsenin bilmediği bir dilde…
Sesim...
Sesim bazen küçük bir kız çocuğunun...
kırılmış kalbine benzer ....
Bir akşamüstüydü ayrıldıkları zaman...
Gökyüzü bile susmuştu o gün...
Sanki dünya ikisinin arasından
Yavaşça çekilmişti...
Sessizce...
Ben öğrendim…
Her şey geçiyor.
Gece geçiyor mesela,
sabaha en küskün karanlık bile dayanamaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!