Ulan...
İnsan sevdiğine bu kadar mı yabancı olur?
Ben sana ömrümü koymuşum,
sen bana bir saati çok görmüşsün.
Aşkın sadece sıcaklık olmadığını anladığım sabahı hâlâ hatırlıyorum..
Pencereden süzülen ışığın yumuşakça içeri girdiği ve her şeyin huzurlu göründüğü,
neredeyse aldatıcı derecede sakin bir gündü..
Yatağın kenarında oturmuş,
elimde telefonla,
sanki kelimeler arasında hâlâ bir şey,
Bir kadın...
omzunda günün yorgunluğunu taşırken bile...
gülümsemeyi bilen bir mevsimdir aslında...
Kendi savaşını kendi veren,
kimseye yük olmamayı öğrenmiş o güçlü kadınlar…
Bir akşam üstüydü...
Çok iyi hatırlıyorum..
göğün rengi yarım kalmış bir türkü gibi...
Kadın ! kalbinin kıyısında bir ismi usulca büyüttü...
Fısıldadı...
Gece...
sokağın üstüne...
ağır ağır çökmüştü...
Pencerede bekleyen kadın..
Bir yol bilirim..
ucu dağlara çıkar..
Bir türkü duyarım..
yarası bağrıma akar...
Ben öyle büyük sevdalar istemedim,
Benim hikâyem...
sessiz başlayan bir cümlenin içinde kaybolmak gibiydi ...
Sevmek!!!
Onu sevdim..
duyuyor musunuz.. ?
Sevmek kolay, güvenmek zordur…
Bir kalbe dokunursun,
bir bakışta aşık olursun.
Ama ruhunu emanet etmek…
İşte en zor yolculuktur.
Ben seni sevmedim yalnızca…
Ben seni...
Tanrı’nın unuttuğu bir duanın...
son hecesi gibi taşıdım içimde...
Duam olmuştun...
Bir gün çıktım evden…
Güneş vardı, her yer aydınlıktı.
Ama içimde geceydi…
Gece gibi kapkaranlık.
Durdum, insanları izledim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!