Çamardı’nda devrildi çaydanlığımız
maşat yokuşunda yoruldu dizlerimiz
çelik-çomağımız kaldı geberede
yakamozda gözlerimiz
ıssız tarlada top oynarken; piknik sepetimiz,
mavigülde kaldı özlem dolu günlerimiz
bir eline cımbız alsan
diğer eline ayna
kırık aynada olsa yüzün
efsunlu gözlerine bakar bu gözüm
isterse yüreğim taşlara gelsin
geceyi yırtarken sevincin
sevincinde boğulurdu kederin
kuşların konduğu, küçük evdeki penceren
kuşların özgürce uçuşuydu, sevincin
gökyüzünde tutsak kaldı kuşlar,
mavi sarardı mutluluğunu yeşilden artakalan
yanmış ayakları çingene kızının sıcaktan
sepetinde gülleri solmuş akşamdan
bülbül gülden uçmuş çiçeğe konmuş sabahtan
çamlar yanmış arı söğüde dadanmış sıcaktan
bal şekere karışmış tezgahtan
akşam sabaha girmiş guruptan
bir simide, pardon direksiyona
havuza sattın beni
oysa Marmara'yı vermiştim sana
salyasını akıtmadan önce,
arabayı da
ne araba kaldı ne Marmara,
nereye bakıyorsun serçe kuşu
siz de mi buradasınız mor çiçekler,
buradan sel geçti!
kuşlar inmeyecek misiniz
gökyüzünüzden
bugün bayram değil!
bu yara senden bana
gözümdeki damlalar senden kaldı,
mendilim sende,
sesimi düzeltmek
bende kalsın,
çalarsa telefonum
aldanma balıkçı koyuna
açmış deniz feneri koynunu sana
kalleşçe avlıyor onlar aldanma
kanımdan ama,
aldanma,
yaralarınla oynuyorlar
saksıdakiler kurudular…
bir şey yapamadım,
senden olmayan bir şey katamadım onlara
dokunamadım…
daha sonra
seni görünce hayalimde
oturduğun kanepede,
ellerin dizlerinde
çiy düşüyor gözlerime
seni görmeyince uyandığımda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!