Sözün hası var iken; çok kelama yok gerek?
Lafı eğip bükmeden, git ahsen’e sen direk!
Hak kitaptır o ahsen, ondan ala söz olmaz;
Her fırsatta okuyup, yap kendine mendirek!
Şükür düşer mutlaka, biatinde durana
Yoksa iman mevzusu, döner laf-ı güzafa.
Asla borcun ödenmez, koysan ondan her an’a
Yani nefsim sonunda, kalır yine söz affa!
Hiç anlatma boşuna, tok karınlar masala;
Hikayeye yok zaman, dönsen artık asal’a!
“O da nedir? ” diyorsan; oku Kitap, Sünneti!
Veyahut ta şu işi, bilene sor mesela!
Türk yaparsa Türkçülük;
Kürt de yapar Kürtçülük!
Sen yapma ki Türkçülük!
O, yapmasın Kürtçülük!
Kimse bunu başlatan;
İncir diker ocağa;
Tütün denen şu illet!
Ölüm dayar şakağa;
Bilin artık ey millet!
Yakışmıyor femlere;
Ürkme ölüm deyince!
Ölüm nimet be gülüm
Düşününce az ince;
Zulüm değil o gülüm!
Diyorsan ki bu ne iş?
Sabretmeyi bilmeyen, kamil insan olamaz
Bilhassa da bir mü’min; ona lakayt kalamaz
O, her derde ilaçtır ve her bab’a anahtar;
Yani onsuz bir salik, maksuduna varamaz.
Ona lakayt kulların, tenkidi var Kur’anda
Yok, bu işten kurtuluş
Tek şansın var o da bu!
Yoksa yeni bir buluş?
Bir çıkış var o da bu!
Hiç arama heyecan!
Kaçtı tadı dünyanın, göçmek gerek ukbaya;
Vedalaşıp eş dostla, gitmeli usul, usul.
Cılkı çıktı şu hanın, ne ar kaldı ne hayâ!
Ne yazık ki hayattan, bıktırdı yeni nesil.
Çekilmez hale geldi, hayat denen imtihan;
Maslahatı yoksa halka; neye yarar tekerleme?
Kelam mayıs misal ise; emek verip de derleme!
Denenlerin hayırlısı; öze hikmet yüklenendir;
Öyle özlü söz söyle ki; olsun tıpkı şekerleme!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!