Görmüyorsa şu millet, ondan daim maslahat;
Nimet değil internet, nikmet olur ey kardeş!
Yapmıyorsa o manen; şayet her dem ıslahat;
Ocaklara inciri, dikmek olur ey kardeş!
Derd-i dünya etkisiyle;
Düştü ruhum dara Rabbim!
Cahil nefsin tepkisiyle;
Aldı kalbim yara Rabbim!
Boyu aştı diye günah;
Kime sorsam sokakta; berbat diyor duruma!
İşler iyi diyense; ya çocuktur ya deli.
Şu milletin ahvali, gider billâh zoruma!
Yok, mu elden tutacak, Hızır gibi bir veli?
O verirken her şeyi, niye küstün Rabbine?
Ve terk ettin taat’ı, lakayt oldun sen dine!
Darıltırsan Mevla’nı, yandın dostum sen resmen;
O da sana küsmeden, gel acilen kendine!
Ne söylesek beyhude, bu mevzuda be kardeş;
Geçen yıllar geriye, gelmez asla bilesin!
Hiç olur mu yaşlının, yaslı hali gence eş?
Madem öyle bahtiyar, bir ihtiyar olasın!
Daha hoşken muallimlik, nerden çıktı şu öğretmen?
Ders vermekse meslekleri, nasıl dersiniz ki; “öğretmen! ”
Öğretmekle neşir olur, ilim, bilim ve tüm hikmet!
Teşvik edin öğretmeye, ama demen siz; “Öğretmen! ”
Neredesin ey idrak, nere gittin ey izan?
Siz gideli kalpleri, ifsat etti su-i zan!
Yetsin artık şu hasret, yetsin cana ayrılık!
Etmezseniz siz avdet; dönmez bize hüsn-ü zan!
Nere gitsen var ölüm;
Ondan kaçmak beyhude!
Madem öyle sen gülüm;
Havf etme de gel; “ Hu” de!
Ömür denen sermaye;
Meyve olmalı sa’ye!
Zakkum ise o meyve;
Düzelmeli o gaye!
Ömür denen sermaye;
Ne uzunmuş kam listen?
Otur gönül halt etme!
Vazgeç artık kem işten;
Otur gönül halt etme!
Her çiçekten aldın bal!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!