Ölüm var ya şu ölüm;
Zannetme ki bir zulüm!
Madem öyle mahiyet;
Korkma ondan be gülüm!
Ömür denen sermaye;
Meyve olmalı sa’ye!
Zakkum ise o meyve;
Düzelmeli o gaye!
Ömür denen sermaye;
Ne zannettin hayatı, yiyip içip yatmak mı?
Yoksa giyim kuşamla, halka hava atmak mı?
Veya senin felsefen, şuna benzer bir şey mi?
Alet olup fitneye, arza ateş atmak mı?
Belki sen şu yaşamı, sandın sırf bir eğlence?
Görmüyorsa şu millet, ondan daim maslahat;
Nimet değil internet, nikmet olur ey kardeş!
Yapmıyorsa o manen; şayet her dem ıslahat;
Ocaklara inciri, dikmek olur ey kardeş!
Derd-i dünya etkisiyle;
Düştü ruhum dara Rabbim!
Cahil nefsin tepkisiyle;
Aldı kalbim yara Rabbim!
Boyu aştı diye günah;
Kime sorsam sokakta; berbat diyor duruma!
İşler iyi diyense; ya çocuktur ya deli.
Şu milletin ahvali, gider billâh zoruma!
Yok, mu elden tutacak, Hızır gibi bir veli?
O verirken her şeyi, niye küstün Rabbine?
Ve terk ettin taat’ı, lakayt oldun sen dine!
Darıltırsan Mevla’nı, yandın dostum sen resmen;
O da sana küsmeden, gel acilen kendine!
Bu iş böyle gitmez diye;
Demedim mi gözüm sana?
Dinlemedin de ne diye?
İnanmadın demek bana?
Nefse uyan olur nadim
Ne söylesek beyhude, bu mevzuda be kardeş;
Geçen yıllar geriye, gelmez asla bilesin!
Hiç olur mu yaşlının, yaslı hali gence eş?
Madem öyle bahtiyar, bir ihtiyar olasın!
Gerçekten de insansan, göz kapama ihsana!
Nankörlüğe saparsan, denmez çünkü ins sana!
Merd-i insan küfretmez, şükür eder bilesin!
Sende şükrü yeğleyip, numune ol ins, can’a!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!