Ürkme ölüm deyince!
Ölüm nimet be gülüm
Düşününce az ince;
Zulüm değil o gülüm!
Diyorsan ki bu ne iş?
Uyar isen Hevana, kaybedersin davayı!
Terk edersen kulluğu; küstürürsün bil Hayy’ı!
Sonsuzluğu istersen; yönel dostum duaya!
Tevazuu yeğleyip, bırak artık havayı!
Onca ayet, hadisler, anlatırken Hak dini;
Bazı çağdaş(!) kafalar, aşar daim haddini!
Hoşgörüye (!) sarılır, din-i mübin dururken(?)
Böylelerin elbette; Hak yanında yok dini!
Türk yaparsa Türkçülük;
Kürt de yapar Kürtçülük!
Sen yapma ki Türkçülük!
O, yapmasın Kürtçülük!
Kimse bunu başlatan;
Hiç anlatma boşuna, tok karınlar masala;
Hikayeye yok zaman, dönsen artık asal’a!
“O da nedir? ” diyorsan; oku Kitap, Sünneti!
Veyahut ta şu işi, bilene sor mesela!
İncir diker ocağa;
Tütün denen şu illet!
Ölüm dayar şakağa;
Bilin artık ey millet!
Yakışmıyor femlere;
Sabretmeyi bilmeyen, kamil insan olamaz
Bilhassa da bir mü’min; ona lakayt kalamaz
O, her derde ilaçtır ve her bab’a anahtar;
Yani onsuz bir salik, maksuduna varamaz.
Ona lakayt kulların, tenkidi var Kur’anda
Şu dünyaya niye geldik?
Bilenlere selam olsun!
Kulluk için insan olduk;
Diyenlere selam olsun!
Söyler bunu son hak kitap
Sensin Haktan beşere, gönderilen son resul!
Sana olsun salâtlar ve selamlar ey nebi!
Senin ile hitama, erdirildi bu usul
Milyar selam ve salât sana olsun kul nebi!
Gelmesek de devrinde, ashap gibi biz bizzat
Sen neymişsin be tütün!
Zehirmişsin büsbütün!
Kaç nesil’i bitirdin!
Çok bozukmuş o sütün!
Kaç masumu kandırdın!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!