Ne felsefe ne yoga;
Mutlu etmez bil seni!
El sallama hiç yoğa!
Rüsvay eder el seni!
Fellik, fellik turlama!
Hiç anlatma boşuna, tok karınlar masala;
Hikayeye yok zaman, dönsen artık asal’a!
“O da nedir? ” diyorsan; oku Kitap, Sünneti!
Veyahut ta şu işi, bilene sor mesela!
Maslahatı yoksa halka; neye yarar tekerleme?
Kelam mayıs misal ise; emek verip de derleme!
Denenlerin hayırlısı; öze hikmet yüklenendir;
Öyle özlü söz söyle ki; olsun tıpkı şekerleme!
Tek mehdi var o da Hak
Geri kalan hep nahak!
Lazım ise hidayet?
Gayrı bırak ona bak!
Yokken kulda dirayet;
Millet mürşit ararken, ben aradım doğruyu
Yarım asır boyunca, sürdü gitti bu durum.
Bu iş için gezdim de, tüm batı ve doğuyu;
İtminana vesile, bulamadım bir yorum.
Kimi kalmış tefritte, kimi koşmuş ifrata;
Yok, bu işten kurtuluş
Tek şansın var o da bu!
Yoksa yeni bir buluş?
Bir çıkış var o da bu!
Hiç arama heyecan!
O, bir emir kuludur, ta’n eyleme feleğe!
Ona yetki verirsen; geldin demek keleğe!
Bil ki; hayat imtihan ve her olay bir elek;
Sebeplerde boğulma, dikkat eyle eleğe!
Nasıl takmam birader, pek mühimken şu konu?
İstikbali es geçen, Rüsvay olur aşikâr.
Hoş gelecek mümkünken, kim ister ki kem sonu?
Zarar ateşten gömlek, küllü insin düşü kar.
Öyle zor ki kazanmak, bilir ancak yaşayan;
Aklın nuru ilim der, tahsil eder fünun’u
Kalp kalırken zalamda, ihmal eder dinini
Sırf dünyevi okumak, kafi sanır mutuna
Ne yazık ki tercihi, berbat eder sonunu!
Dünyalıksa sıkıntın;
Sakın takma kafaya!
Fani ise takıntın;
Asla takma kafaya!
Üzse seni bin bela;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!