Bu iş böyle gitmez diye;
Demedim mi gözüm sana?
Dinlemedin de ne diye?
İnanmadın demek bana?
Nefse uyan olur nadim
Sakın uyup şeytana, kast eyleme bir cana!
Çünkü bunun vebali, sandığından azimdir!
Hele bir de masumsa; kıyma asla insana!
Sana düşen her daim; kul hakkına tazimdir!
Kaç senede yetişir, düşünsene bir adam?
Sen mi verdin ki canı; dem vurursun almaktan?
Madem ki yaratmadın, öldürmeye yok hakkın!
Meraklıysan kıtale; önce izin al Hak’tan!
Yoksa ondan müsaaden; etme lafın na-hakkın!
Her ceninin canı var, yani; o da bir insan;
Derd-i dünya etkisiyle;
Düştü ruhum dara Rabbim!
Cahil nefsin tepkisiyle;
Aldı kalbim yara Rabbim!
Boyu aştı diye günah;
Kime sorsam sokakta; berbat diyor duruma!
İşler iyi diyense; ya çocuktur ya deli.
Şu milletin ahvali, gider billâh zoruma!
Yok, mu elden tutacak, Hızır gibi bir veli?
O verirken her şeyi, niye küstün Rabbine?
Ve terk ettin taat’ı, lakayt oldun sen dine!
Darıltırsan Mevla’nı, yandın dostum sen resmen;
O da sana küsmeden, gel acilen kendine!
Gerçekten de insansan, göz kapama ihsana!
Nankörlüğe saparsan, denmez çünkü ins sana!
Merd-i insan küfretmez, şükür eder bilesin!
Sende şükrü yeğleyip, numune ol ins, can’a!
Ne demişti o melun, der-hatır et ey beşer?
Hakka giden caddeye, serecekti postunu!
Sonra halkı azdırıp, yapar iken hep pür şer;
Bundan muaf tutmuştu; yalnız Allah dostunu!
O yepyeni doğuş iken;
Cennetlere ağış iken;
Rahmet sana aguş iken;
Ne korkarsın ki ölümden?
Hak beriyken her zulümden!
Gavur etmez mü’mine, senin bana ettiğin!
Nedir kinin garazın, nedir senden çektiğim?
Dost musun düşman mısın, bilemedim vasfını?
İnan bana ey nefsim; bu hususta şekteyim!
Helal varken her daim; yap diyerek haramı;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!