Daha hoşken muallimlik, nerden çıktı şu öğretmen?
Ders vermekse meslekleri, nasıl dersiniz ki; “öğretmen! ”
Öğretmekle neşir olur, ilim, bilim ve tüm hikmet!
Teşvik edin öğretmeye, ama demen siz; “Öğretmen! ”
Neredesin ey idrak, nere gittin ey izan?
Siz gideli kalpleri, ifsat etti su-i zan!
Yetsin artık şu hasret, yetsin cana ayrılık!
Etmezseniz siz avdet; dönmez bize hüsn-ü zan!
Nere gitsen var ölüm;
Ondan kaçmak beyhude!
Madem öyle sen gülüm;
Havf etme de gel; “ Hu” de!
O yepyeni doğuş iken;
Cennetlere ağış iken;
Rahmet sana aguş iken;
Ne korkarsın ki ölümden?
Hak beriyken her zulümden!
Gavur etmez mü’mine, senin bana ettiğin!
Nedir kinin garazın, nedir senden çektiğim?
Dost musun düşman mısın, bilemedim vasfını?
İnan bana ey nefsim; bu hususta şekteyim!
Helal varken her daim; yap diyerek haramı;
Arıyorsan bir rehber; nefse uyma dine uy!
Nefse uyan sonunda, nadim olur bilesin!
Dine uyan bir kulda, kalmaz asla fena huy!
Dindar ol ki ey gönül; ilelebet gülesin!
Âdemdendir her insan!
Olmaz ırkta asalet!
Kâfi iken bu ihsan;
Olma cehle sen alet!
Özel imal yok halkta!
Baki sanma şu hanı!
Değerlendir her anı!
Çarçur edip zamanı;
İsraf etme ey nefsim!
Neyse kitapta emir;
Tek aşkınken şu cihan;
Ne anladın sen ondan?
Olsa idin bir sultan;
Ne anlardın de ondan?
Farz et oldun bir Karun
Ne demişti o melun, der-hatır et ey beşer?
Hakka giden caddeye, serecekti postunu!
Sonra halkı azdırıp, yapar iken hep pür şer;
Bundan muaf tutmuştu; yalnız Allah dostunu!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!