Zernişan Şiiri - İrfan Yılmaz

İrfan Yılmaz
60

ŞİİR


178

TAKİPÇİ

Zernişan

Düşlerimin peşinde buz mavisi bir hüzün
Fecrin alevlerine değse bile dondurur
Kasvetli gecelerin saklısında gündüzün
Belki de kıyameti bekleyen bir son durur
Düşlerimin peşinde buz mavisi bir hüzün

Tepelere kar düşer yamacına çığ neden
Bıçaktan keskin ayaz bilenirken sürekli
Ayrılık pençesinde, tek ruhlu iki beden
Sitemkâr dağlarına söyle yangın yürekli
Tepelere kar düşer yamacına çığ neden

Gölüne sökün eden çiy karışık kırağı
Peri, eğme başını; gözlerini kapatıp
Değmeden suya alnın görebilsen ırağı
Nilüferin ahını paylaştırır tıpatıp
Gölüne sökün eden çiy karışık kırağı

Hayalimde kalan göl; peri böyle değildi
Nilüferi, kuğusu bir meçhule savrulmuş
Etrafını süzerken başım öne eğildi
Sedirleri, köknarı, ardıçları kavrulmuş
Hayalimde kalan göl peri böyle değildi

Sabah safir yansırdı akşam yakut renginde
Güneş suya düşerken yanan firuze gölüm
Rüzgâr içli bir ezgi bestelerken enginde
Ufkuna ibrişimle dokunan sisli bölüm
Sabah safir yansırdı akşam yakut renginde

Aşka dair ne varsa perisini beklerdi
Meltem dinmiş,sazlık şen,saka içli,su durgun
İncecik bir sis tülü büyüsünü eklerdi
Kuğu sudan sabırsız nilüfer benden vurgun
Aşka dair ne varsa perisini beklerdi

Kandiller gök kubbeden gölüne süzülürdü
Venüs'ün şafağından sökülürdü son perçin
Mavi yıldız tenine değmese üzülürdü
Sanırım tutkusunu anımsatır Düserç'in...(*)
Kandiller gök kubbeden gölüne süzülürdü

Saniyeyi zamandan iple çektiğim anı
Nasıl unuturum ki; gölde yüzerken perim
İç çeken dolunayla seyrederdik simanı
Narin yapraklarıyla dişbudaktı siperim
Saniyeyi zamandan iple çektiğim anı

Belkıs'ın annesinin bizdeki tecellisi
Kuş olup uçan peri efsanesi okunan
Niçin ayrılık bana gelirken ecellisi
İki eyerli Bey'in yüreğine dokun'an
Belkıs efsanesinin bizdeki tecellisi

Düşlerimde üşürken göremem o kuşları
Vuslatlı kanatları geceme yasaklıdır
Şimdi aşamaz oldum aştığım yokuşları
Kim bilir hangi ufkun gerisinde saklıdır
Düşlerimde üşürken göremem o kuşları

Hangi yöne bakınsam bir şey noksan daima
Demek ki yolumuzu kader böyle çizdi yâr
İkilemde düğümlü doğru söz ya da ima
Yakut saray gözümde şimdi tekinsiz diyar
Hangi yöne bakınsam bir şey noksan daima

Hicranın ateşi ki; gizlemez niyetini
Dolunaylı geceler perimi hatırlatır
İçimdeki yanardağ ödetir diyetini
Başımdaki efkârın hüznüdür satır satır
Hicranın ateşi ki; gizlemez niyetini

Kasırga paniğinde elimde titrer şamdan
Kahır bulutlarından kimin var ki haberi
Rüzgârını beraber yüklemişim akşamdan
Belki fecirde söner belki de daha beri
Kasırga paniğinde elimde titrer şamdan

Yaprak gibi titretir beni böyle Zernişan
Gözlerimin yandığı ayrılık sahnesinden
İlham veren gölümüz benim gibi perişan
Akşam ayaz diyelim, peki sabah nesinden
Yaprak gibi titretir beni böyle Zernişan

İrfan Yılmaz
Kayıt Tarihi : 4.4.2011 16:13:00
Hikayesi:


Seba Melikesi Belkıs Efsanesi' nden (Özet olarak :) *** Habeşistan (Şimdiki adıyla Etiyopya) 'da Yemene yakın diyarda Seba ülkesinde Düserç adında iki eyerli bir Bey vardır. Bir gün adamlarıyla avlanırken, kavga eden iki yılan görür. Önsezisi ile ak yılanın haklı olduğuna hükmederek ölmek üzereyken kara yılanın elinden kurtarır.*** Kurtardığı ak yılan aslında peri şahının oğludur. Bey'e şükran armağanı olarak hazineler, hekimlik bilgileri sunmak ister. Bey kabul etmeyince bir peri olan kız kardeşini teklif eder. Düserç yakut sarayda yakut tahtın üstüne gelen periyi gördüğü anda vurulur. Haremindeki bütün cariyelerini azat ederek peri kızıyla evlenir.*** Ancak peri kızının bu evlilik için tek şartı vardır: Hangi koşulda ve sonucu ne olursa olsun; Bey yaptığı hiçbir şeyin hesabını kendisinden soramayacaktır.*** Ademoğlu ile perilerin tek evliliği olan bu beraberlikten doğan ilk bebek, sonradan Seba Melikesi olarak anılacak olan Belkıs olur. Bey, göz kamaştıran güzelikteki kızı sevmeye vakit bulamadan; Peri olan annesi gelen bir ateşin içine bebeğini atıverir. Alev kız ile birlikte dönerek hızla gözden kaybolur. İkinci bebek de eşsiz güzellikte bir oğlandır. Anne onu da bir köpeğin önüne atar.*** Bey evlilikten önce verdiği söze yine de sadık kalarak derin üzüntüsüne rağmen peri kızından hesap soramaz.*** Aradan yıllar geçer. Bey ile komşu hükümdar arasında savaş çıkar. Beyin hain veziri komşu hükümdarla anlaşır. Gidilecek mesafenin ancak yarısına yetecek kadar erzak hazırlar. Yolun yarısında erzağı tükenen ordu yenilgiye mahkumdur artık. Hain vezir Bey'e gelerek kendisinde bir miktar daha su ve zahire kaldığını bildirir. Bey zehirli suyu tam içmek üzereyken, Peri kız aniden gelip su testisini kırmakla kalmaz, son zahireyi de çöl kumlarına döküp karıştırır. Bu eylem bardağı taşıran son damla olur. Bey, öfkesinden çılgına döner, verdiği sözü unutarak peri kızından yaptıklarının hesabını sorar.*** Peri kız önce su ve zahirenin zehirli olduğunu ispatlar; Ardından da halası ve dayısı tarafından büyütülmüş, ergenik çağına gelmiş olan çocuklarını geri çağırır. Kızı Belkıs'ın elinden tutarak babasına teslim eder.*** Bey'e sözünü tutamadığı ve kendisinden hesap sorduğu için; bir daha kendisini göremeyeceğini söyler.*** Gözlerinden iki damla yaş çöl kumlarına süzülürken bir haykırış işitilir. Peri kız bir kuş olmuştur. Gökyüzüne doğru havalanır ve mavi enginlikte gözden kaybolur. Bey de ömrünün sonuna kadar bir daha peri olan eşini göremez!

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sadık Softa
    Sadık Softa

    Şiirin altyapısını oluşturan duygulu hikâyesi kadar şiirde yer bulan şairin duygusu da mısralarda meczolmuş. Her ne kadar Saba Melikesi olarak hikâye edilse de, şairin kendisinin mısralara sinmiş benliği ve güzel ifade ettiği duygu yükü ile yerli yerine oturmuş imgeler asıl hikâyeyi unutturuyor.
    Ustaca kaleme alınmış olan bu güzel ve çekici şiiriniz okuyana büyük haz verirken, sürükleyici ve merak uyandırıcı özelliğini sonuna kadar devam ettiriyor. Bu da zannederim mısralarda şairin kendi sesini bulmamızdan kaynaklanıyor olmalı.
    Bunun yanında halk anlatısıyla bütünleşmesi ve şiire altyapı oluşturulması da takdire şayan bir özellik gösteriyor.
    Tebrikler şair, yüreğin dert görmesin ve sonuna kadar kaleminizden harf harf dökülen mısralar hiç eksik olmasın.
    Selam sevgi ve saygı ile...
    Sadık Softa

  • Muharrem Söyek
    Muharrem Söyek

    "Hayalimdeki göl peri böyle değildi"
    Gene de zarif bir hüzündü göldeki kuğuya kalan

    Özenli dilinize duyarlı gönlünüze sağlık.

  • Murat Aktaş
    Murat Aktaş

    Sayın İrfan YILMAZ Beyefendi,

    İtinayla çalışılmış, duygular mısralara yansımış, kıymetinden kaybolmasın dercesine ifadeler kağıda akmış, bir o kadar da içten olmuş. Kaleminize sağlık.Tebrik ederim...

  • Murat Aktaş
    Murat Aktaş

    Sayın İrfan YILMAZ Beyefendi,

    İtinayla çalışılmış, duygular mısralara yansımış, kıymetinden kaybolmasın dercesine ifadeler kağıda akmış, bir o kadar da içten olmuş. Kaleminize sağlık.Tebrik ederim...

  • Metanet Yazıcı
    Metanet Yazıcı

    “Zernişan'

    Bir şiir okudum... İsmi kadar özel, ummanlar kadar
    derin.. Kılıç gibi keskin/kıvrak! Altın gibi işlenmiş kelimeler, mısralar! ..
    Hayalleri zorlayan bu şiir üzerinde konuşmak; beni aşar şüphesiz lâkin isabetsiz de olsa;
    birkaç cümle bırakmak esterim; şairin affına sığınarak...
    Şiirin her bir mısrası; özenle ele alınıp ince bir tahlil gerektirecek derinliğe sahip olduğu gibi farklı yorumlara da açık...
    Şair, bir efsâne üzerinden kendi efsanesini anlatmakta, belki de...Derin ve özel bir hikâye işlenmekte.. Çok enteresan kesitler! Gerçekte yaşanamayacak kadar baş döndürücü ve gerçeğe sığamayacak kadar özel! Standart çerçevenin dışında bir olay!.Şair; Belkıs Efsanesiyle özdeşleştirdiği hikâyenin içinde buluyor kendini!
    Duyguların çok güçlü vurgulandığı inanılmaz hadiselerin nakış-nakış işlendiği; büyülü atmosferin kuşattığı bu olağanüstü sevdaya paralel sıkıntılar! Dertler.. Alevi donduracak kadar içini titreten, buz kesen düşünceler... Kıyamet kopartacak kadar dehşet korkular... Küçücük bir hata; bu efsaneyi kökünden yıkabilir endişesi..Öyle bir bıçak sırtı.. Öyle bir ince çizgi ki; ipte yürümek gibi dikkat ve denge gerektiren bir durum...
    İnsan olup-ta hata yapmamak; eşyanın tabiatına aykırı düşer. Ne kadar sabırlı olursanız olun, an gelir öfkenize yenik düşersiniz 'Keskin Sirke Kabına zarar Verir' Öfke çoğu zaman ağır bedel/bedeller ödetir! Nitekim kahramanımız da, DÜSERÇ gibi hata yapmış olacak ki; O'nun kaderini yaşamış...
    “Belkıs'ın annesinin bizdeki tecellisi 
    Kuş olup uçan peri efsanesi okunan 
    Niçin ayrılık bana gelirken ecellisi 
    İki eyerli Bey'in yüreğine dokun'an 
    Belkıs efsanesinin bizdeki tecellisi” 
    Ne yazık ki giden geri gelmiyor, ne zamanı geriye sarabilirsiniz; ne de pişmanlıklarınızı geri alabilirsiniz...
    Kuş uçmuştur bir kere... Ondan geriye kalan, hatıralar - anılar... Az veya çok, hatırladığımız kadardır yaşadıklarımız. 
    Bu konuda şair çok şey hatırlıyor, yaşananlar gün gibi ayan... Acılar da bizim sevinçler de tıpkı iki bedende tek can gibi, ayrılamaz...
    Hatalarımızı-günahlarımızı sahiplenmekle birlikte; hayat çizgimizde mümkün mertebe zikzaklar oluşturmamak adına gayret sarf ederiz zira mutluluklar nedenli büyük olursa olsun, nedenli uçurursa uçursun; ikilemde, kanatır yüreği gül dikeni...
    Şair; hadiseyi gerçek olarak değil de hayalmiş gibi anlatıyor; tutkusunu sevdasını lâkin hayallere bu denli ruh katamazsınız; şüphesiz ki sınırsız hayaller kurabilirsiniz fakat bu denli hakiki olabilir mi?  Kim bilir belki...
    Şair; Belkıs Efsanesinin kendilerinde tecelli ettiğini sitemli bir şekilde vurgulamakta... Yakut Saray.. Artık hiçbir şeyin önemi yok, bomboş her şey' derken; ayrılığın, ölümden beter olduğu vurgusu yapılmakta... Bu derdin, bu hicranın ateşi diner mi;? Her şey seni hatırlatırken, demek istiyor şair... Seni hatırlamanın diyeti vardır, öderim.. Ödetir içimdeki yanardağ...
    Şair öyle bir tarif ediyor ki duygularını o sözlerin üzerinde konuşmak, laf söylemek ürkütür insanı; şiirin asaletine, derinliğine halel getirmesinden korkarsın...
    Her akşam hasretini- yangınını, derdini- kederini karıp yüklüyor rüzgarın kollarına..
    Henüz gün ışımadan bir telaş bir heyecan titretir bedenini; gelecek mi acaba, Perisinden bir cevap...
    Bu özel hikâye, hayal veya gerçek her ne olursa olsun fark etmez mühim olan Öz’de hissedilip bu denli 'canlı' yaşanmasıdır...//

    Sn. İrfan Yılmaz'a bu müthiş şiir için teşekkürler saygılar...
    Metanet Yazıcı

TÜM YORUMLAR (175)