On Sekiz Mart Çanakkale Destanı

İrfan Yılmaz
60

ŞİİR


178

TAKİPÇİ

On Sekiz Mart Çanakkale Destanı

Firuze iki derya kuşanır Gelibolu,
Yarımada kıbleden yaslanıyor şimale.
Toprağı Rumelidir, havası Anadolu...
Yadigâr bu vatana rengi kanayan lâle!
Cennet’i anımsatan büyülü yarımada
Sükûtuma da sebep, tüten efkârıma da...
Seddülbahir’le başlar nihayeti Bolayır,
Safir kesilmiş suya zümrüt yansıyan bayır.
Kudret kalemi ancak çizerek dört kesmini
Yeryüzüne düşürür derya fonlu resmini.
Çevir yüzünü gitsin, kibri ahkâm kesenden;
Bu El-Kaviyy mührünü sökemez beşer senden.
Efsunkâr Şimal Tacı yedi yıldızlı hale
Yalnız senin başına yakışır Çanakkale.

İlahî bir lütuftur Çanakkale Boğazı,
Mavi senin tülünde ne efsunkâr mavidir.
Sanki ipek gergefte sülüs ve celî yazı
Akışı şiir gibi... Kalemi semavîdir!
Ege’yle Marmara’nın gökyâkutlu visali
Hayallere sığmaz ki; düşte düşün misali!
Amber buğulu Asya koparken Avrupa’dan,
Suyuna misk damlatıp dökmüş altın kupadan.
Mağribi güneşlerde tüllenen Marmara’yı
Süzerken yanan gözler nasıl seçsin karayı!
İbrişim sırmalanıp atlas kuşanan beden
Göze nasıl görünür acaba gök kubbeden?
İki derya coşkusu sığmaz hiçbir risale
Cebelitarık seni kıskanır Çanakkale! ...

Beş bin yıllık tarihî antik kent Çanakkale
Savaş ve afetlerle yıkılsa da doğrulmuş.
Asırlarca ışığı sönmeyen bu meşale
İlim irfan yuvası kültür ile yoğrulmuş.
Karasi Beyliği’nden sancaksın Osmanlı’ya,
Senin yazdığın tarih bu kadar mı şanlı ya! ...
Kilitbahir karşında şeklen yoncaya benzer,
Suya aksi düşmesin gülden goncaya benzer.
Var mı Kumkale gibi düşlerin en ırağı?
Egeden meltem alan Asyanın son toprağı.
Tarihî mirasından gönüllere kayan sır
Eceabat ufkunda denize başka yansır.
Cennetin bu köşesi nasıl uğrar işgale?
Ablukaya alınmış gülistan Çanakkale!

Sömürgeci ve zalim itilaf devletleri,
Dört kıtanın ifriti yamyamıyla beraber;
İstanbul hayaline kesmişler biletleri,
Mücadeleden yılmaz aslanlardan bîhaber!
And içmişler birlikte Fransız İngiliz’i
Nâmert elle, Cennet’ten koparmaya filizi!
Avustralya, Senegal, Cezayir ve Kanada
Gözlerini karartmış güç yetilmez inada.
İngiliz’i anladık... istiladır emeli,
Peki ya şu Zenci’ye, Hindu’ya ne demeli?
Sökülmek isteniyor ki evlad-ı fatihan;
Avuç içi karaya yüklenmiş cümle cihan! .
Meleklerin yurduna yakışmayan ahvale,
Sükût ikrar dilidir kükresin Çanakkale!

Yıl, bin dokuz yüz on beş: On sekiz mart zaferi!
Çanakkale Boğazı Sırat Köprüsü’nden dar,
Aslan kesildi o gün her Osmanlı neferi,
Kumkale tarafından Seddülbahir’e kadar!
Kilitbahir neresi, Yeni Zelanda nere? ...
Düşman boğaz sanıyor... Çelik kollu cendere!
Zırhlı gemiler gelmiş dünyanın bir ucundan.
Kartal pençeyle kaptı deryanın avucundan!
Hangi tarih yâd etmez O vefakâr Nusrat’ı
Döşediği mayınlar aratmadı Sıratı!
Yarım Dünya geçiyor, Seyit Onbaşı davran
Kaldır top mermisini tarihe yazsın Havran:
Elindeki son gülle... İmkânın yok ikmale;
Besmeleyle ateşle, gürlesin Çanakkale!

Takdir-i İlahidir meleklerin yardımı,
Komutanı Cebrail, bütün ordusu melek...
Gemiler zırhlı diye payitahta vardı mı?
Burası Çanakkale, tufan koparan felek!
Vurulan Kara Belâ yan yattı tabak gibi
Üç dakika içinde mekanı deniz dibi...
Yarım Dünya diyorsan kaderi ondan farksız,
Zırhından yara almış; dümeni kırık, çarksız.
Dokuz savaş gemisi su içinde kavruldu,
Mayın ve obüslerle kaderine savruldu.
İfritlere acımaz yol vermiyor Cebrail,
Yerden fışkıran derya göklere oldu nail.
Düşmanları boğazda kahreden bu şelale,
Nuh Nebiden sonraki tufandır Çanakkale!

Seddülbahir benzeri sarsıldı Anzak Koyu
Sanki Kıyamet sesi, Sûr üflüyor İsrafil!
Conkbayırı ve Kirte yazılmaz ömür boyu,
Yer ve gökle beraber denizi sarmış gafil.
Mermi mermiyi vurdu, süngü süngüyü yardı;
Toprak yamyam kaynıyor kesilmez oldu ardı.
Adım atacak yer yok Hindu ve Berberiden,
Anzakla Kanadalı koşturuyor geriden.
İngiliz başı çekmiş Fransızla yarışta
Toprak kızıla dönmüş gördüğün her karışta!
İnsanlığın utancı bitmez görünen bu şer
Kıyameti kopmadan sanki kurulmuş Mahşer!
Dabbetül Arz çağrısı gibi gelir Deccâle;
Mehdi ve îman sende, vur gitsin Çanakkale!

Gül kokulu diyardır şehitlerin mekânı
Şehidim, meleklerden müjdelendi hediyen.
Ecrini sunmak ister var mı bunun imkânı
Vatan, şehitlerine minnettar ebediyen!
Gök kuşağı nakşolsa makberin kemerine,
Bahreynî inci mercan işlense mermerine,
Sandukası arusek örtüsü sim işinden,
Zemini yâkut olsa kubbesi fil dişinden:
Şehadeti Tevhidle tattığı andan beri
Firdevs müjdesi alan ne yapsın ki makberi?
Şehide, Medinenin münevver bucağından
İki Cihan Güneşi yer vermiş kucağından!
Rahat uyusun diye uğramasın ihmale,
Gül-i Rana kokusu başkadır Çanakkale

Şükranla okunsa da şehitlerin destanı
Kan sızan hecelere kalem nasıl dokunsun?
Fatiha’yla duayla ruhların serbest anı
Sana ithaf edilip kaç bin kere okunsun?
Şehadete ererken duyduğun kutlu sesi
Alnına nurla yazdı meleklerin busesi!
Ey şehit, bilinir ki: Ölümsüzsün, dirisin,
Hakkın, Cennet müjdeli kullarından birisin!
Kanınla suladığın yere toprak denir mi?
Mirasın korunmadan hakkın hiç ödenir mi?
Vatanın şükranıyken utancı oldu harbin
Şehit sayısına bak: İki yüz elli üç bin!
İçli dualar ile kayıt düştü icmale
Her sayfası yakıcı bir ağıt Çanakkale!

Tarihe ebediyen vurulan altın mühür,
Sökülmeyen perçindir şüheda tılsımından.
Ey şehit, yerin Firdevs meleklerden tezahür
Tescil edilmiştir ki Cennet’in üst kısmından!
Öyle kutlu zafer ki düşündükçe vecd eden,
Melekler secde eder alnı kalkmaz secdeden!
Rengi kanayan lâlem şühedanla bakîdir,
Yazdığın eşsiz destan... Gerisi afakîdir!
İhtirasın esiri yedi düvelden düşman,
Gelibolu’ya ayak bastığına bin pişman!
Mücevheri bilmeden çakıl sanmıştır zahir;
Bastığı toprak değil, cevahirdir cevahir!
Hilâl gökte tutkuyla gülümserken Zühal’e,
Kıyamet kopana dek varılan son merhale:
Böyle destan bir daha yazılmaz Çanakkale! ...

İrfan Yılmaz
Kayıt Tarihi : 17.1.2012 20:07:00
Hikayesi:


Açıklamalar: Şimal Tacı: Bilimsel adı ''Corona Borealis'' olan Kuzey gök küresinin, Çoban ve Herkül takımyıldızları arasında yer alan takımyıldızıdır.Timur'un torunu olan Gökbilimci Uluğ Bey tarafından onbeşinci yüzyılda Semerkant'ta hazırlanan kataloğda Iklil adıyla geçer. Takımyıldızın en parlak yıldızı ise: Gemma'dır. Takım yıldızını oluşturan yıldızların diziliş biçimi ve ışıltısı bir tacı anımsattığından bu isim verilmiştir. Şiir metninin alt kısmında bu takım yıldızının teleskopik görüntüsünü sunuyorum. Resimdeki en parlak yıldız Gemma'dır. ***** Sevgili şiir ve gönül dostu kardeşlerim, Sekiz ocak iki bin on iki tarihinde antoloji.com sitesinde yazılmaya başlanan, Çanakkale ve şehitlerine ithaf edilen bu şiir, on yedi ocak ikibin on iki yılında tamamlanlanarak: ON SEKİZ MART ÇANAKKALE DESTANI başlığıyla bu sayfada yayına verilmiştir. Hece sayısı: On dörtlü heceyle yazılan bu şiirde geçen: İngiliz başı çekmiş Fransız'la yarışta Toprak kızıla dönmüş gördüğün her karışta! Beyitteki birinci mısranın hece sayısı hakkında tereddütlerin olacağını düşünerek bu açıklamayı gerekli görüyorum: İngiliz başı çekmiş Fransız'la yarışta... mısrasındaki sesli harf sayısı ilk bakışta 14 değil 13 gibi görülmektedir. Bu da ister istemez mısrada bir hece noksanlığı var mı? sorusunu akla getirmektedir. Mısra: İngiliz başı çekmiş Fransız ile yarışta... şeklinde de yazılabilirdi ancak o zaman görünüşte sesli harf sayısı 14 olurken aslında 15' e çıkardı. Şöyle ki: Kral, Trakya, Fransa,... gibi kelimelerin gerçek hece sayısı aslında kelimedeki sesli harf sayısından bir fazladır. Çünkü şiir dilindeki vurguları: K(ı) ral, T(ı) rakya, F(ı) ransa... şeklindedir. İngiliz başı çekmiş Fransız'la yarışta... mısrasının yerine: İngiliz başı çekmiş Fransız ile yarışta... mısrasıyla beyit okunacak olursa özellikle sesli okunuştaki fonetik bozukluğunu daha iyi göreceksiniz. Sevgi ve saygılarımla. Dr. İrfan Yılmaz. TEKİRDAĞ.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İrfan Yılmaz
    İrfan Yılmaz

    Sevgili gönül dostlarımız şiirin videosu YouTube'da:
    />Sevgiler saygılar.

  • Muharrem Söyek
    Muharrem Söyek

    Terim açıklamalı yazmış olmanız çok iyi olmuş. Emeğinize sağlık. Şiirden bile ileri, tarihi bellek yapmış.

  • Recep Okatan
    Recep Okatan

    Sevgili İrfan abim,bu emeğe,bu duygu seline şiir demek haksızlık olur diye düşünüyorum.Belki bu esere "destan" dersek bir nebze isim koyduğumuzu düşünüp vicdanımızı rahatlatabiliriz.
    Vakit buldukça sayfanıza girip şiirlerinizi okurken denk geldim ve ancak öyle okudum bu destanı.Eğer altında isminiz olmasaydı ve "bu sitede bu destanı kim yazar diye sorsalardı"ilk aklıma gelen siz olurdunuz,sonrada Bülent abi olurdu.
    Sizi tebrik etmek bile benim haddime değil,ellerinizden öpüyor ve eserinizi antolojime ekliyorum.

  • Ozan Ali Aydın
    Ozan Ali Aydın

    destanlaşan Çanakkaleyi ustanın elinden dinlemek çok güzeldi gözlerimiz yaşardı hani, bundan iyisi olmaz her halde şair bütün duyguları yaşattı bize kutlarım abim yürek sesin daim kalemin kavi olsun

  • Ozan Ali Aydın
    Ozan Ali Aydın

    destanlaşan Çanakkaleyi ustanın elinden dinlemek çok güzeldi gözlerimiz yaşardı hani, bundan iyisi olmaz her halde şair bütün duyguları yaşattı bize kutlarım abim yürek sesin daim kalemin kavi olsun

TÜM YORUMLAR (184)