Gün gelip göçeceğim fani dünyadan
İki çift aşktan kalan sözdür kârım
Yaşam denilen pespembe rüyadan
Uyansam ebedi hayata, aşktır kârım
Çıkma karşıma saklarım gözlerimi
Sustum, duyamazsın ki sözlerimi
Aşkın alevi yaktı, tutamazsın ellerimi
Vermedikçe bana ait olan dünlerimi
Zamanın durduğu
Kelimelerin son bulduğu
Andır karşıma çıkışın
Güneşin donduğu
Yeni umutların doğduğu
Sokağın en ücra köşesiydi
Çöktüm, yanıma usulca geldi
Kar altında ben titredim, o titredi
Dikti kulaklarını, yüzüme baktı kedi
Geri Döndü.
Rızkını aramaya gitti.
Dünyayı güzelleştireceğini nereden bilsin koza içerisinde ki kelebek
Sefere çıkan gemi misali aşkın limanına demirleyince sevdayı öğrenecek
KENDİ KENDİMİ KANDIRIYORUM
Hüzün kokuyor rengi solmuş çiçekler
Yine hasret yüklü bulutlar, gözyaşı dökecekler
Yollar elbet bekler, gidenler geri mi dönecekler
Kalbim öyle diyor,ben kendimi kandırıyorum
KENDİME SESLENİŞLERİM
Bulutsu bir mesafeden doğar sana bakışlarım, ta ki gözyaşlarım görmeme engel olana kadar.
Gözden, gözyaşı isimli zehri akıtarak, gözlerimin aslında ne ile dolu olduğunu biliyor anlamına ulaşılır
Hayat çizgisinde yürürken, yolculuğum sendin sanırsın, doğumda ağlamakla çizmiştim aslında kaderimi
Ve babam öldüğünde anladım büyüdüğümü, mezarına koyarken hissettim hayatın yükünü
Karanlığın içinde ruhunu arayan kör köleyim
Güneşin doğuşunda azat olduğumdam bihaberim
Hüseyni makamında şarkı okuyor dalgalar
Masumca dizlerine başını koyarak sahile
Kıvırcık saçlarına benzeyen salkım söğüt dallarını
Görünmez parmaklarını tarak yapıp, tarıyordu rüzgâr
Senden benden başka kim bilir
Kaçıncı gecenin uykusuz sabahını
Kadere yazılmış aşkı kim silebilir
Kim bilir yitik sevdanın acısını
Yaz yaz dolsun sayfalar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!