Esbab sükut eyledi
Şaştı kaldı Hüseyni
Hatasını bulmak için
Döndü maziyi eşeledi
Buldu ağzından çıkan herzesini
Deniz misali dingin va sakin
Ya da tokatlarken kayalıkları
Yağmurda vuslat-ı huzuru
Güneşte ayrılığı ve hüznü
Hayal kurmak gerekir bazen
Dünyaya gözlerini açtığın hayat
Ezan-ı Muhammed-i ile başlar sâla ile biter
Tükenmez diye kendini saldığın saat
Boz bulanır, senelerden akar da geçer
Kaptırma kendini gençliğin rüzgârına
Bir çılgın rüzgar okşarken tenimi
Derinliklerine bıraksam kendimi
Kes kesilmesi gerekiyorsa nefesimi
Sen yokken, yaşadığım hayat, hayat değil
Avuçlarına al, yüzüne götür elimi
Doğduğunda ağlamakla başlar
Hayat ilk ağlamayı öğretir
Sıraya koyar, sonrasında
Anneyi, babayı, kardeşi
Yemeyi, içmeyi, gülmeyi
Ben bu hayatı sen varsın diye sevdim
Ben ölümü sen de tadacaksın diye sevdim
Uçan her kuştan seni sorar oldum
Gönül defterimde seni yazar oldum
Azrail gelip çalsa ömür kapımı
Sana kavuşmak için hayra yorar oldum
Dikenden gül beklemek için verilen su hayr değil mi?
Belki aşkını şakır diye bülbüle verilen dal hayr değil mi?
Aşk uğruna dökecekse göz, düşen her katre hayr değil mi?
Hakikat yoluna girmek için Pir'den alınan zikr,hayr değil mi?
Galata Kulesi'nden seyreyledim Istanbul'u
Yeni Cami,Mısır Çarşı'sı, Eminönü insan dolu
Süzüldüm Üsküdar'a, kurşuniydi kanatlarım
Yer mavi, gök mavi ortada ben ve yalnızlığım
Şiir mısraları gibi ardarda sıralandı anılarım
Kız Kulesi kadar narin, zarif, nahif gözyaşlarım
Bir öksüz gibi bırakıp gitsende
Bir gülüş ile nefesimi kessende
Bir kalbim vardı o da sende
Sen yanımdayken de, uzaktayken de güzelsin
Zaman olur, hırçın rüzgarlarla essende




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!