Yine vurdum kendimi yollara,
Yine sırtımda o eski, o yorgun hırka...
Cebimde bir iki tütün kırıntısı,
Gönlümde bitmek bilmeyen o ağır fırtına.
Adımlarım benden bağımsız,
Sanki yer çekimi değil de, dert çekimi bu!
İki kıyı arasında görünmez bir köprü,
Yılların ördüğü, zamanın beslediği.
Ne çivi tutturuyor, ne çelik bağlıyor,
Sadece güven var, anlayış var temelinde.
Bazen uzaklaşır yollarımız birbirinden,
Kaçıncı fasıldır bu, hangi mevsimin ayazı?
Sırtımda bin yıllık bir küfe, içinde kırık dökük anılar...
Ben bu yolları ezbere bilirdim,
Şimdi her köşe başında yabancı bir yüz, her sokakta bir pusu.
Yorgunum hayat, öyle bildiğin gibi değil;
Bir tütün sarması gibi ağır, bir kurşun yarası gibi derin...
Neden bu kadar acımasızsın, ey zalim hayat?
Neden her adımımda engeller çıkarırsın karşıma?
Suçum ne benim, günahım ne, söyler misin?
Neden bu kadar üzerime gelirsin, neden?
Doğduğum andan itibaren çilelerle yoğruldum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!