Veysel Sari Şiirleri - Şair Veysel Sari

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Veysel Sari

Gözleri uzaklara daldı, hayaller kurdu,
Bir zamanlar tanıdık yüz şimdi puslu.
Baba dediği kelime dilinde kurudu,
Uzaklarda bir anı, kalpteki paslı.

Yıllar geçti, mevsimler döndü,

Devamını Oku
Veysel Sari

Bu yazı, her birimizin kalbinden sızan o derin endişenin ve yorgun ruhumuzun isyanıdır. Her yeni güne, neşeyle değil, korkunun ve çaresizliğin gölgesinde uyanıyoruz. Etrafımızdaki manzara öylesine ağır, öylesine manasız ki; artık vicdanımız bize sessiz kalmamızı emretmiyor.

Kadim bir öğretiyi unuttuk: "Kalp kırmak, Kâbe'yi yıkmak gibidir." Bir sözle dahi yıkılan o kıymetli maneviyatı, bin ömürle geri getiremeyiz. Fakat bizler, ne yazık ki bir sözü bırakın, bütün bir hayatı dahi hiçe sayar hale geldik. Saygının ve erdemin sıfırlandığı bu çağda; çıkarın ve menfaatin acımasız saltanatı, insani değerlerimizi bir virüs gibi kemiriyor. Yalan, riya ve aldatma, en kutsal kabul ettiğimiz bağları dahi çözüyor.

Şöyle bir bakın etrafınıza, gözlerinizi kapatıp hissetmeye çalışın: Masumiyetin en saf hali olan küçük bedenler bir hiç uğruna katledilirken; kadınlarımızın çığlıkları şiddetin zalim gölgesinde boğulup giderken; mazlumun hakkı güçlüler dünyasının acımasız çarklarında ezilirken, sesimiz nerede? En temel direğimiz olan ailede; evlat anne ve babasına kıyarken, anne ve babalar evlatlarından kayıtsızca vazgeçerken, bu toplumsal çürüyüşün aynadaki yansımasından ibaret olduğumuzu görmüyor muyuz?

Devamını Oku
Veysel Sari

Karşılıklı oturduk yine; bir yanda ben, bir yanda o yorgun ihtiyar,
Dedim ki ona:
Bak, yine bir sızı var, içimde dinmeyen bir rüzgâr.
Yine bir isim dolanıyor dilimize, söküp atamıyoruz bir türlü,
Aklımız dumanlı, uykular haram, gönlümüz ise hep mühürlü...
Ben anlattım derdimi, o sükûtla dinledi her bir sözümü,

Devamını Oku
Veysel Sari

Yüreğim yandı mı dedin, ey yabancı, ah,
Yandı da kül oldu, rüzgârla savruldu, durma, eyvah!
Kadim surların gölgesinde savruldu o küller,
Kaldı geriye bir hicran, acıdan bir demet güller.

Aşk mı dedin? Bir bahçe rüyasıydı, umutlarla yeşeren,

Devamını Oku
Veysel Sari

Kara bir leke gibi çöktün üzerime,
Her yönden sardın, vurdun, kırdın yüreğime,
Onulmaz yaralar açtın her köşemde,
Yine de isyan etmedim, sinip sustum.

Ey zalim hayat, ben sana ne yaptım ki?

Devamını Oku
Veysel Sari

Yorgun bakışlarım, kaybolmuş bir pusula gibi,
Sarsılıyor bedenim, rüzgârın acımasız oyunu gibi.
Gecenin ayazı, ruhumun çıplaklığına vuruyor,
Yaralı kalbim, müebbet bir hüzünle duruyor.

Bir soluk kadar yakın, yıldızlar kadar uzak,

Devamını Oku
Veysel Sari

Daha birkaç gün önce, annemin kucağındaydım. Güvendiğim ve sığındığım tek liman onun şefkatli kollarıydı. Gözlerimi açtığımda o güzel yüzünü görüyordum, karnım acıktığında yorgun elleri bana bir parça ekmek uzatıyordu. Her şey o kadar masum ve sadıktı ki.

Sonra o katil, kanlı ordularıyla ve ölüm kusan bombalarıyla geldi. Attığı o büyük bomba, evimizi yıktı. Annemin kucağında, onun sıcacık kokusuyla birlikte son nefesimi verdim. Annem şehit oldu, ben ise küçük bir melek…Zaten açlıktan ölecektik, biliyorduk. Suyumuz yoktu, ekmeğimiz kalmamıştı. Aç ve susuz bedenlerimizle direniyorduk. Ama o zalim, bu acımızı bile bize çok gördü. Bedenlerimize işkence, ruhlarımıza zulüm yaptı.

Evimiz de gitti, hatıralarımız, çocukluğumuz… Onlar da enkazın altında kaldı. Vatanımızdan kovulduk, yurdumuzdan sürüldük.

Devamını Oku
Veysel Sari

Ey insanlık! Nasıl da aldandık bu dünyanın parıltılı, gelip geçici süsüne, değil mi? Nasıl da unuttuk asıl yurdumuzu, asıl durağımızı? Her gün ne için, neyin peşinde koşturup durduk? Makam, mevki, para, şan şöhret... Hepsi bir serap gibi peşinden koştukça uzaklaşan, ulaştıkça ise doyurmayan birer boşluktan ibaretmiş meğer. Ben de o gafillerden biriydim...

Daha dün gibi aklımda çocukluğum, o masum, kaygısız günler. Sonra gençliğin deli dolu rüzgârları esti, savrulduk sağa sola, ardımıza bile bakmadan. Ve şimdi, aynaya her baktığımda şaşkınlık içinde görüyorum; nasıl da sessizce, fark ettirmeden kırk yaşıma gelmişim? Zaman denilen o hoyrat nehir, bir an bile duraksamadan nasıl da alıp götürmüş ömrümden koskoca yılları? Ne bir iz bırakmış kıyısında, ne de bir haber vermiş son durağından.

Hep kendimizi düşündük, nefsimize kul olduk, benlik dağımızı yücelttik. Enaniyet denen o sinsi zehir, damarlarımızda dolaştıkça gözlerimize perde çekti. Sanki bu dünyadan hiç göçmeyecekmişiz gibi, sanki ölüm bize hiç uğramayacakmış gibi, gururla dik yürüdük yeryüzünde. Oysa her nefes, kabre atılan bir adımdı; her batan güneş, ömrümüzden eksilen bir gün.

Devamını Oku
Veysel Sari

Antep Kalesi’nin surlarından baktım kentin bağrına,
Gaziler Caddesi’nde kayboldu benim o yanık sesim.
Şahinbey’in, Karayılan’ın diz çökmeyen mağrur toprağında,
Sen herif, çektiğin o tetikle kesildi benim nefesim!

Bakırcılar Çarşısı’nda çınlayan her bir çekiç darbesi,

Devamını Oku
Veysel Sari

Antep’in dar sokaklarında berrak bir geceydi,
Aynalı Kahve’de çayın dumanı yükselirken,
Ben senin gözlerindeki o saklı gurbeti sökerdim.
Şehrin üstüne sinmişti fıstık ağaçlarının kokusu,
Bir fırtına koptu içimde; ne ayrılıktı bu, ne tam vuslat,
Taş konakların gölgesinde tutuklu kaldı adımız.

Devamını Oku