Bunca yıldır uslanmadın
Bu yaptığın iş mi gönül
Hayırsıza çıkmış adın
Heveslerin boş mu gönül?
Ne yoruldun ne de durdun
Sensiz yolun tadı yok, mesafeler uzadı
Muhabbetler hep yarım, keyfi olmuyor usta
Bunca bekleyenin var, silkin de bir kalk hadi
Bir yanımız hep eksik, yerin dolmuyor usta
Ne hayallerin vardı, neler oldu bu sene
Yaş otuz, kırk derken elliyi aştı
Dalıp da maziye vah ömrüm dedim
Takvimler sarardı, yapraklar düştü
Dalıp da maziye vah ömrüm dedim
Uzağı seçemem puslu görürüm
Zaman şu yareme çare olmuyor
Kapanmadı, zira azdı ki vah vah
Çok oldu, bir türlü yüzüm gülmüyor
Herkesler kuyumu kazdı ki vah vah
Terk edip gittiler bir bir yârenler
Şeref ile yaşar insan dediğin
Zulümlere sessiz kalanları gör
Mazlumla bir safta olmaz tek bir gün
Zalimin yanında olanları gör
Tatmamış çileyi, tasayı, gamı
Çetrefilli uzun hayat yolunda
Yürüdü hep kalka-düşe bu ömür
Nadan, vefasız bir kulun elinde
Döndü küle pişe pişe bu ömür
Çare sandı “Hazar Baba” karını
Her köşe bucakta şanlı ay yıldız
Bayraklar gördüğüm bu vatan benim
Halkasıyız bir zincirin hepimiz
Kol kola girdiğim bu vatan benim
Her milletten elbet vardır farkımız
Zerre miskal yoktur gözüm
Ne altında ne gümüşte
Sevdalıyım, budur özüm
Bir biçare kulum işte
Biriktikçe yükte dertler
Verir herkese kıymeti
“Bey Bey” diyor Çaycı Mire
Bu dünyanın tüm lezzeti
“Çay Çay” diyor Çaycı Mire
Sandalyesine yaslanıp
Ramazanın ilk günü zar zor olsa da bitti
Şükür açtık iftarı teravih geldi çattı
Yolda gördük hocayı, göbeği iki kattı
Lakin cevval birisi valla şaştık hâkim bey




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!