Lanetini sirtlayip yasamin
Dustu yollara...
Ussuldu adimlari usunda
Suskunlugunda bilgeligi asildi
Bir sincabin topuklariydi topuklari
Issizligin ortasinda
Kuslar ucuyordu
Goclerinin uzerinde
Bilinmez bir ulkeye dogru...
Kuslar ucmuyordu gulum
Ruzgar olup esiyorlardi
Bir kose tozlu karanlik uzak
Bende istiyorum o koseden seninle bakmayi
Onumuzde Izmir aksamlari
Ogrenci dusleri sardi bak simdiden yarinlarimizi
Midemizde umutlu bir gurultu
Hala anliyabiliyoruz aclarin gozbebeklerini
Kayıp bir zaman
Yokuşta bastıran yağmur
Yalnızlığı unutturan
Islak toprak ve ot kokusu...
Tirpanlarını döven ırgatlar
Elinde su bidonu
Kucuksun
Yuzunden gemiler geciyor
Kah dalgali kah dingin denizlerde
Duygularinin ilkini vuruyorsun dalga dalga
Yuzunun kiyilarina.
Göç yolları
Yollar uzundu
Bir kuş kanadında
Kısacık geldim buraya
Yollar uzundu
Oysa ıradıkça uzaklıklar açıldı
Dokunsam kavrulurum,
Tenine.
Teninde bulurum hayatı.
Aşarım bütün kıvrımların.
Yayılırım teninin;
Bitmez coğrafyasında.
Ormanları biz kesip kanatmadık.
Bize vahşi diyenlerdi;
Toprağın bağrında yaralar açan.
Binlerce yılı kesip kesip;
Ağaç ağaç kanatan.
Onlar gelince Ormandaki canlılar;
Kızılderili’yim;
Boyanmadan gezemem.
Suratımdaki kini;
Boyalarla saklıyorum.
Neşeyi sevgiyi,
Kağıtlara değil,
Şafağın dilinde kızıl bir elma
Büyüyor gözünde unutma
Sazını alırsa bir aşık
Susturamaz üstüne gelse
Zalim dolu bir dünya
Adını sorma aşığın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!