Kaygılar paylaşılmaz dostum
Yalın bir gerçektir bu
Sudaki duşünen aksin gibi
Paylaşırsan kaygılarını dahada üşürsün...
Boşver zaman uçup gitsin
Dedimya gitti
Çok uzun zanman oldu
Yarım bir gülüşle
Kırık yüzünde
Ulaşılamamış bir umuttu
Sıkılı ellerinde
Ellerinin eskidiği vakitti zaman
Yüzündeki esrik bir çizgiden
Kayıyorduk yarına
Anlamın yittiği ifadelerin üzerinden...
Sırıklar dikmişler,
Çadırların orta yerine.
Bir sırık taşır,
Üzerlerindeki gökyüzünü.
Anadolumun göçebe halkı,
Tekrar çadırlarında;
Durgun icinde hep bir seyler sakli
Bilirim huznundendir butun derdi
Gurbetin icinde agulu bir gundur
Onu susturan
Kimbilir neler gordu
Cikmadan gurbetlere
Kurşun sıkasım varya dünyaya
Paramparca edecek kadar gecmişim
Milini döndürdükleri dünya seteni
Ceviren pervanesi ruhumu yel
Kimdedir
Teke tek kana kan
Yurek atiyor taa icimde
Ve atacak bilmem kac sene
Kusun islik gibi gecen yillara benzer
Hafif gecisinde
Kim duyar onun ferahligini
Dag kekiklerine surtunmus
Termosumdan cay iciyorum
Pas tadiyor cay
Ama sicak ve hos kokulu
Ben cayimi icerken kar yagiyordu
Catisina gecmis bir zamanin
Dumanlari tutuyordu evlerin
Bir trenin camından,
İzliyorum sizleri.
Kulaklarımda uğuldayan sesleriniz.
Yaralı bir av gibi kaçıyordunuz.
Bilinmez bir anaforda,
Dönüp dönüp boğulan,
Gözlerimizi,
Kirpikten tel örgülerle,
Biz hapsettik.
Umutsuzluğun yılgınlığın,
Bedenine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!