Rüzgarlarla savrulan
Toz misaliydi insan...
Kah karaları kah denizleri aşan
Ezgi misali yayılandı insan...
Sevgilim,
Hasretin kemikleşti gönlümde.
Kağıtlara sığmıyor dertlerim.
Sırasını şaşırdı,
Geceyle gündüz.
Senle dolu sanki bir ömür.
‘Hosgeldin bebek yasama sirasi sende’
Seni bekliyor bahar
Cicekleriyle suslendi agaclar
Umudun en guzel gunlerinde
Gunesle isinacak tenin
Annesinin yureginden cikan en guzel tomurcuk
Dicleden dirilen
Kökleriyle
Taşların dile geldiği
Medeniyet.
Yeşilinde
Gelincikler dolanan
Zaman doldu
Kusanin dillerinizi
Yurumenin tam gunu bugun
Kulturlerin tarlasindan gunese dogru
Bu uygarlik
Bir güz sabahı;
Sırılsıklamdı yaprakları.
Öylesine yalnızdı;
Ya olmasaydı,
Çiğ taneleri.
Nasılda kurudu;
Kuşağımda göğü sakladım
Hasretin kokusu sinmişken
Tren raylarının soğukluğuna
İlkiydi bu görmelerin
Renklerin en ilki
Sabahsızlığın içinden fırlayan
Sancıdı yarada gençliği
Uzun bir sedir ağacı misali
Sallandı son kez
Hasretin rüzgarında...
Son soluğuyla
Bir gundu icinde gunlerin
Kargalarin ac siyahinda parlarken gunes
Karlar altinda bu buyuk agaclar
Misali hasret ormanlari
Oylesine soguk ve burukki her sey
Bitermi bir yerde bu hasret deyip
Yangın yüreğimde,
Kurulmamış bir ülkede,
Hayallerle yaşarım.
Cesaret edilememiş,
Bir sevgiyle;
Sevememenin kahrıyla yanarım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!