Ateşin külüne yağmurları gömebilirmisin, ağlarken gökler.
Sorabilir misin kendine, duyarken acıyı içinde, dudaklarına bıraktığın acı gülümsemenin nedenini.
Bir yudum acı şarap ile islarken dudaklarını yutabilirmisin acıya susayan kelimeleri.
Kaç acıya suskun kaldı gözlerin ki, yaş pınarlarında boğulurken.
Sızma harekatı bu!
Sisler arasında gecenin yüzüne kara çalan
Utanmaz, arsızca, zürriyeti belirsiz sözcüklerde arınma seansında
Yüze sıçrayan kanda utançtan arınma müptezelliği.
Horizontal bir bükeylik,
yürek kalıbını paramparça edip,
iç isyan meşalesi kırılgan ellerimde.
Suçlu bir iç çekiş,
utanca bürünen cümleler dilin ucuna pelesenk.
Tüm ızdırapları bana bırak,
Güzel anları unut gitsin.
Gönlümün şahidi gökteki kuşlar.
Sensiz üşüdüm, yalnızdı kışlar.
Nereden eseceği belli olmayan rüzgâr.
Kanıksanmaya yüz tutan iğrençlik.
Gün artığı bir yansıma bulut kümesinde.
Karanlık çöktükçe belirginleşen.
Kurdeşen döktüren sıkıntılı girdap.
Sözcükleri satırlara dizerken boğma hüzün sellerinde dilim, kış yağmurlarında boğulan caddeler değil gönlüm.
Sözcükleri dar ağacında asan katil şair rolü de yükleme suçlarıma.
Ben ayrılıklarla kavuşmaların ara kesitlerinde yolumu yitirmiş adamım.
O yüzden sığmaz sözcükler hece vezninin dar kurallarına.
O yüzden olumsuzdur dizeler.
Sevmek boynunu bükerdi aşka evrilmese.
Şehirler ağlardı yağmurlarda, kaldırımlar mazinin izlerine yutkunurdu güneş vurdukça.
Ağaçlar çicek çicek açardı baharda, vedanın izi kalırdı sonbaharda her yaprakta.
Geceler susardı sevdalara, şafağa öykünürdü sevişmeler, gün ışığı utanırdı pencereden.
Melankolik tavırlar, örgütsel bir önsezi.
Gecenin esrarengiz tavrına bülbülün seslenişi.
Acı bir tebessümle yaşama koyulan tepki.
Sezgilerden süzülen, kanaat.
Sonsuzlukta kendine yer arama,
Kraldan çok kralcıların soytarılara verdiği bahşiş gibi ön sesizlerim.
Karlı günlerin akşamlarına gecenin kara çalma çabası gibiydi namussuzluğun direnişi.
Son vedalara üzülmüş gibi görünen yüzlerin gözlerin ardındaki riyayı görebilme gayretiydi yaşamak.
Yaşamak kolay değil arkadaş.
Yaşamak bir sanattı.
Gün akşama döndü.
Farkındalığım geçen zamana güldü.
İçimdeki çocuk ipi kopuk uçurtmayı,
Maviliğe uçuramadan öldü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!