Kırık kanatlı bir kuş ökçelerinden vurulmuş.
Kalbi kırık dünyanın kızıla boyanmış yerinden tutuyorum, dar kalıplar içinde sıkışıp kalan kalbimin kırılan yerinden acılara sesleniyorum.
Sevgisizliğimi yükleyip omuzlarıma, imgesel varlıkların arasına dalıyorum bodoslama.
Katil kervanlar geçiyor önümden,
Hayallerimi yazardı sanılarım gulumsemelerine.
Adı sensizlik olan hüzün kalırdı geriye.
Yüzümün kızarmasında görürdüm utancın hiddetini.
Siyah bir gece bırakırdın bana, ah senin gitmelerin.
Mavi sular gibi çarpardın yüzüme gerçeği.
Gözünden düşen yaşa kurban oluşumun acı dolu seramonisini izlemeye cesaretin var mı ki?
Ben seni, şiir kokuları arasında sevmiştim.
Dudaklarının arasından çıkıp, rüzgârın melodilerine karışan sözcüklerin türbülansında savrulduğum anlarda.
Karagözlerine, hilal kaşlarına yaptığım sevgi dolu övgüleri Demet yapıp, gözlerinin gönderine astığım o gün, hiç solmayacak baharımdı, siyah saçlarının arasında yabani çicekler yetiştirip, aşk yangınlarında kendimi yakarken acı gülümsemeleri koymuştum kederli yüzüme.
Birazdan yanacak sokak lambaları.
Kendi şavkına münzevi halinde.
Sokak aralarında koşuşan itlerin, dişlerine yapışan kinin ulumaya sirayeti geçmişe bir gönderme gibi.
Son uçak dumanıda güneşin yansımalarında kızıla boyanmış.
Gecenin ben, olma haline girişken kişiliğimde biz olamamanın sancısı hüzne saplanmış.
Bir Rumeli ezgisi gibi kıvrak bakışlarında
ne kadar çok güzellik var
Sen sevda çiçeğisin
Dört mevsimin bahar
Içsel Bir devrimdi, kendi dehlizlerimde kaybolup buldum kendimi.
Işık hızıyla koşardım, yoksul düşlerime, proleterya tavrında
Sapkın, faşist, zaaflarıma set çekerken göneniyordu ruhum.
Asaletin simgesi bir ödül oluyordu gözlerime parlayan.
Şimdi yorgun bedenim gençliğine hasreti yudumlarken,
Kanatlarındaki güzellikleri kıskanıyorlar bakışlarımdan.
Oysa ben, güzelliklerini övmüştüm,
Şiir yazdığımı sanarak cümlelerde.
Yağmurlu havalarda hep böyle hüzünlenirim ben.
Kalbimin derinliklerinde ararım hayatın mânâsını.
Yol sapağında gönlü kırık sebepsiz gücenmeler vurgun yemiş dudağımda.
Eli kolu bağlanmış bir mahkum mahçupluğunda.
Peh! Yine değerli moduna soktum kendimi, kimsenin değer vermediği değerimi kutsayarak.
Tüm kutlarımı havanda su döğmenin saçmalığına bağlıyorum yaşananları şimdi.
Hangi denizlerin tuzuydun değdin dudaklarıma.
Hangi denizin yakamozlarında aşkı hissetmişti gözlerimiz.
Bir akşam üstüydü zaman, hangi rüzgâr getirmişti hislerini hislerime.
Göremediğim gözlerinemiydi hasretim.
Nasıl bir sevda idi bu, gözlerinin rengini bilmeden yanmak.
Bir kelebek yerle yeksan.
Belli ki, yolun sonu.
Üç günün hatırına rengarenk kanatları.
Yitip gitmeye and içmiş gibi,
kırılmış sanki tüm umutları.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!