Bir gitar eşliğinde söylenen
solo bir şarkıydın dilimde.
Biraz hüzün biraz da tebessümdün gözlerimde.
Sen öylece kal hayalimde.
Ne olur, bozma hayallerimi.
Nüfuz etsin gülümsemen gözlerime
Itibarım ithamlarınla yenik
Sönmeyen yıldızım, ey güzel şahım
Alnıma aşk diye mi yazıldın ki
Dillerinde mayhoş bir aşk kokusu
Çocukça düşleri biraktım, diken batan ayakkabılarımın ökçelerinde.
Mihengi kaçmış hayat öykülerinin sarı yaprakları arasında unutulmaya yüz tutmuş öykünmeler.
Tüm renklerden arınmış ruhum.
Sadece siyah beyaz her şey.
Hayat belirtisi sıfırlanmış esrarengiz bir yer.
İnsanlık dersi verme moduna girip;
Hatalarımı örtemem.
Bir garip yolcu yaşam yolunda,
Atan bir kalp sol yanımda.
Yürek taşımı gözlerde belirgin.
Bahtına kırağılar mı düştü.
Üşümüş müydü kış güneşinde gözlerin.
Hasretin oku mu saplanmıstı ciğerine.
Daha onsekizinde mi, kararmıştı,
Karakaplı Kader defterin.
Bahtına kırağılar mı düştü.
Üşümüş müydü kış güneşinde gözlerin.
Hasretin oku mu saplanmıstı ciğerine.
Daha onsekizinde mi, kararmıştı,
Karakaplı Kader defterin.
Derinlik...
Sesini kesmiş her şey yaz sıcağında.
Kuşlar dallara asmış hayallerini,
Bir çocuk ağlıyor sıcaktan ana kucağında.
Koyu bir gölge, ceviz ağacı altında.
Yine bir çağrışım var içimde,
Bir sokak ötede gecmişi ararken foseptik çukuruna düşüp, mazide boğuluyorum.
Arınmak istiyorum kendimden.
Geçmişi gömdüğüm çukurdan gerçeğin eli değiyor ruhuma.
Yüzüme attığı tokat yüzümü kızartıyor.
Üstüm başım paramparça, her yerim kan revan ve ben konuşamıyorum.
Ilk kez kemerli pantolon giyen erkek çocuğunun gözlerindeki anektotta gizliydi mutluluğun sırrı.
O gözlerde evrilen devrim niteliğindeki parlamada gizliydi dünyanın oluşumu.
O gözlerde ki, gün doğumu vardı.
Günün geceyle buluşma anıydı,
erkeksi bakışların çatık kaşlar arasına gizlenen mutluluğun,
Epik şiire dolanan cümleler,
Bir rüzgâr eşliğinde.
Dudak kenarına yapışan.
Suskun ve solgun, yalnızca rüzgârın sesi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!