Ayaz kırığı bir muhabbet,
Gönül bağından kopan her tümce,
Bahar dalına asılmış,
Bukre yalnızlığında.
Kendi normlarında normale dönerken sensiz bir sonbaharın sarı yaprakları arasında susuyorum sessizliğe.
Yine akşam oluyor ve ben,
yıldızlardan taç yapacağım başına.
Ama sen sevgiden bi habersin.
Sensiz çığlıklarım akşamın sessizliğine iz bırakırken,
Gerçekler acıtıyor canı
Hayat dediğin, biraz gerçek,
Biraz da sanı.
Geriye baktığımda gördüğüm,
Boşa incitmişiz bu canı.
Kaç sözcük kurban etti kendini şiire.
Kaç ormandan geçti düşlerim, gülümsemelerimi ardında bırakarak.
Kaç tel ağardı saçım, kendi hezeyanlarına canını kurban ettiğinde.
Kör testere ağzındaydı her feryat, acıları kanıksadığında.
Acı tebessüm lerinde kaç aşkın idamı var ki; kan damlıyor dudaklarından.
Güzelliğin aşk ritüellerinde sevgiyi yutan Kara delik olmuş, albeninin metafor.
Masum güzelliğinin ardına saklanıp kaç aşığı talan ettin yalancı ışığında.
Ari yalnızlığımı imgelerinle süslerken
Bu şehir tanıdığım şehir değil
Şiirler uçuşmuyor bulutlarında
O şehir artık siyah beyaz fotoğraflarda
Sadece ağaçlardan kalmış bir kaçı
Onlarda yorgun benim gibi
Bu şehir tanıdığım şehir değil
Şiirler uçuşmuyor bulutlarında
O şehir artık siyah beyaz fotoğraflarda
Sadece ağaçlardan kalmış bir kaçı
Onlarda yorgun benim gibi
Avuçlarımda sıcaklığın öylece duruyor.
Her şey bir avuntudan ibaret şimdi.
Hani o gezindiğimiz sahil var ya!
Her esen yel sen, olup kalbimden vuruyor.
Uçuşuyor martılar başımda,
Bir gitar eşliğinde söylenen
solo bir şarkıydın dilimde.
Biraz hüzün biraz da tebessümdün gözlerimde.
Sen öylece kal hayalimde.
Ne olur, bozma hayallerimi.
Nüfuz etsin gülümsemen gözlerime
Itibarım ithamlarınla yenik
Sönmeyen yıldızım, ey güzel şahım
Alnıma aşk diye mi yazıldın ki
Dillerinde mayhoş bir aşk kokusu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!