Küllerinden doğarken tüm geçmişi yakıyormusun
Yenilediğin kanatlarına acıları yüklüyormusun
Kor ateşlerde yanarken her acıyı hissediyormusun
Yeniden doğuşun sırrını bana da söyle Anka.
Nasıl bir bakış gözlerindeki beni benden alan.
Tutuklu kaldım güzelliğine,
Sözcükler kifayetsiz kalır,
Yazmaya kalksam adeta roman.
Kirpiklerin üşüyor gözlerimde.
Cekincelerim var sana dair her çırpınışlarında.
Gözlerim parlar, gözlerine değince.
Sevmek Yok oluşa isyan;
Karşılıksız sevmek acı.
Masallara terk ettim bendeki seni.
Kirpiğinden düşen yaşlar hüzünlerin gölgesinde duruyor.
Anılardan kalan ne çok şey var hatırladığım, sılada özlemim, yanındaydı mutluluğum.
Ellerim üşüyor sevgili, ellerim üşüyor; sensizliğin poyrazında.
Zamanın keskin kırağıları düşmüş saçlarıma, yorgun gözlerle anılara gülümsüyorum.
Mavzerde pusulanan deli fişek misaliydi,
Azap kuşlarına ferma yapan bir tazı belkide.
Yaşamak bir sanat olsa da, dinginliğin yanına pusu kurmuş öfkede.
Çok zaman geçti üzerinden, hep söz edildi durdu, dünya düzeninden.
Kimi medet umdu, komşusundan, kuzeninden.
Sen, içinde ben olmayan bir hikâyeydin gözlerinden okuduğum.
O hikâyenin içinde senin güzelliğine parlayan yıldızlar vardı gök yüzünde.
Senin mutluluğunla mutlu olan benin, kıymeti harbiyesi yoktu.
Ben, sana sırlı ve sihirli aynalar ardından bakıyordum.
Bi haberdin varlığımdan.
Bir dahi suskunluğu sendeki.
Gözlerindeki ışıltılarda yitirip kendimi, harikalar diyarında mutluluğu arayış güzelliğinde.
Merhametine sığınmak istiyorum.
Bir çocuk masumiyetinde sevgi açlığında.
Oyunlar oynamak istiyorum hoşgörünü serdiğin,
Kendi normlarında normale dönerken sensiz bir sonbaharın sarı yaprakları arasında susuyorum sessizliğe.
Yine akşam oluyor ve ben,
yıldızlardan taç yapacağım başına.
Ama sen sevgiden bi habersin.
Sensiz çığlıklarım akşamın sessizliğine iz bırakırken,
Gerçekler acıtıyor canı
Hayat dediğin, biraz gerçek,
Biraz da sanı.
Geriye baktığımda gördüğüm,
Boşa incitmişiz bu canı.
Kaç sözcük kurban etti kendini şiire.
Kaç ormandan geçti düşlerim, gülümsemelerimi ardında bırakarak.
Kaç tel ağardı saçım, kendi hezeyanlarına canını kurban ettiğinde.
Kör testere ağzındaydı her feryat, acıları kanıksadığında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!