"Bizim sazımız da neyimiz de aynı
dertten inler; biri mızraptan yaralıdır,
biri nefesten..."
Bana sazımı verin
Gövdesi dut olsun
Kapağı ladin
Sapı kayın.
Vurdum mu teline
Ağlasın yürekten.
Kapağını sağ elimin yüzük
parmağıyla
Tıklayıp tempo tutayım nağmeye.
Dokundum mu perdesine
"Usta" desinler...
Mızrabı düşürdüm elden
Nefese sığındım.
Telden çıkan feryadı
Kamışın bağrında aradım.
Bana neyimi verin
Dokuz boğum olsun sarı kamıştan.
Başparesine üfleyeyim ruhumu
Cansız kamışın ilk canı ben olayım.
Gümüş parazvanası ışıldasın ucunda
Sesi parmaklarımdan süzülsün.
Sazda usta olsam da neyde
acemiyim
Demlenmek için Kız Ney ile
başlayayım.
Nefes ile tel birleşsin
Makam yerini bulsun.
Bana türkülerimi verin
Şafaktan gece yarısına kadar çalayım
Bûselik perdesinden gönüllere
akayım.
Kayıt Tarihi : 25.10.2026 13:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şair, önce mızrapla inleyen dut ve ladinden yapılma sazın telinde ustalığını konuşturur; ardından mızrabı bırakıp kamıştan yapılma neyin nefesine ve hüznüne sığınır. Sazdaki ustalığından neydeki acemiliğine geçerek "Kız Ney" ile demlenen sanatçı, şafaktan gece yarısına kadar Bûselik makamında türküler söyleyerek ruhunu arındırır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!