Aziz Hatırasına: 1929 Karadeniz Sel
Felaketi'nde, Köprübaşı’nın çamur ve
mil kaplı topraklarında hayata
gözlerini açan; 5 Eylül 2022’de
rahmete kavuşan sevgili annemin
aziz hatırasına...
Oy Manahoz patladı, Karadeniz taştı
oy,
Bin dokuz yüz yirmi dokuz, dağlar
belden aştı oy...
Koyaklar kaydı gitti, harmanlar mile
döndü,
Köprübaşı sarsıldı, nice ocaklar
söndü.
Ah benim garip anam, felaketle
doğanım,
Çamur içinde kalıp sularla
büyüyenim...
Beş Eylül geldi çattı, ayrılık vakti erdi,
Selde doğan can anam, toprağa
meylini verdi.
Balçığa gömülmüştü atı, katırı,
koyunu,
Yutmuştu değirmenler, bozmuştu bu
oyunu.
Ahşap dolma evler de gömüldü yarı
bele,
Yabanın çığlıkları karıştı acı sele.
Bebelerin çığlığı yankılandı dağlarda,
Sesler ayırt olmadı o karanlık
çağlarda.
Anasının koynunda bir bebek süt
emiyordu,
Karadeniz patlarken ecel ne
söylüyordu?
Ah benim garip anam, felaketle
doğanım,
Çamur içinde kalıp sularla
büyüyenim...
Beş Eylül geldi çattı, ayrılık vakti erdi,
Selde doğan can anam, toprağa
meylini verdi.
O yıl çocuk adıydı: Tufan, Selmin,
Rabiye,
Dursun, Yaşar, Kurtulmuş; hepsi bir
hediye...
Sular geri çekildi, mil kaldı izlerinde,
Gurbet göçleri başladı felaket
gününde.
Gittin artık dünyadan, dindi o uzun
çilen,
Geride sel tarlası, geride yetim
bülbül...
Gökte güz kuşları uçar uzaklara,
Köprübaşı ağlıyor, sular duruldu ama,
Yüreğimde sönmeyen acın kaldı can
ana...
Ah benim garip anam, felaketle
doğanım...
AİK • Trabzon / Köprübaşı
Ali İhsan Kaya 2
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 13:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Trabzon’un Köprübaşı coğrafyasında, Manahoz deresinin dağları devirdiği, değirmenleri yutup ahşap evleri yarı bele kadar çamura gömdüğü o uğursuz 1929 sel günü... Doğanın öfkesi ortalığı kasıp kavururken, balçığın ve milin içinde çaresiz bir bebek dünyaya gözlerini açtı. Adını Tufanlar, Selminler koydular; o ise çamurlar arasında sularla büyüyen garip bir ana oldu. Yıllar geçip gurbet göçleri yolları sarsa da o hep ayakta kaldı. Ne var ki ömrün suları durulup da takvimler 5 Eylül 2022'yi gösterdiğinde, gökte güz kuşları uzaklara süzülürken bu kez ecel kapıyı çaldı. Sel felaketiyle mil üstünde başlayan bir ömür, sonbahar rüzgârlarıyla toprağa karıştı. Şimdi geride kalan sel tarlalarında yetim bir bülbül gibi inleyen evladın yüreğinde, o sönmeyen acı ve silinmeyen anılar kalmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!