Aşk mutlak değerdir,
işaretini sormaz.
Yakınlık da acı da
aynı büyüklükte
çarpar kalbe.
Sen şimdi bana öyle bakıyorsun
Ben anca hürriyetime kavuşmuşum
Sen kalkıp bu rahatlığıma şaşırıyorsun
Vurulmaktan hiç korkmuyormusun diyorsun
Sen gözlerinden habersizsin herhalde
Hiç düşündün mü güzel kız
Bir sabahın ilk ışığıyla gülümser yüzüm,
Rüzgâr tenime dokunur, serin ve masum.
Gökte kuşlar dönerken özgürce,
Kalbimde hafif bir kıpırtı: mutluluk.
Bir çocuk gülüşü gibi temiz,
Mutluluk, gürültüyle gelen bir sevinç değil —
sessizliğin içinde fark edilen bir denge hâlidir.
Ne coşkunun doruğunda yaşar,
ne de yokluğun kıyısında…
O, iki an arasındaki ince çizgide durur.
Artık okunmuyor yazılar kitaplar
Sayfalar kararmış yara almış
Avuç içine yazılsa da satırlar
Göz kör olmuş kulak sağır kalmış
Artık acılar belalar okunuyor
Herşey bir fikir verir
Bir fikir versin sana olan aşkım
Mutluluğu düşün mesela
Mutluluk fikrin olsun
Mutlu ol mutluyum ben sonra
Mutluluğun şiirlerime ilham verir
Bir sabah uyanmak sebepsiz neşeyle,
Gönlün hafif, yüreğin sükûnetle…
Pencereden süzülen bir ışık gibi,
İçine doğan huzur — mutluluk gibi.
Bir çocuğun gülüşü geçerken yoldan,
Asi yürek
tanır mı kör kurşunu
hani nakış nakış aşk olsa
yürek yangını tanır bu vurgunu
Dağların yamacında bir hayat
Ey Mezopotamya!
İki nehrin – Dicle ve Fırat’ın – kutsal kucağında,
Seninle başladı yazı, seninle döndü zaman.
Toprak değil yalnızca,
Sen tarihin kalbi, insanlığın ana vatanısın!
Dik durur kalbim, eğilmez yere,
Ne sevdaya boyun, ne hileye dile.
Bir bakışla yıkılmaz bu yürek,
Zalime, zengine minnet eylemem.
Gönlümde bir yel eser özgürce,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!