Gonca çiçek idim, dalımda
Elimi kırdılar,
Gönül mülkümü talan edip
Kolumu da kırdılar!
Yaprağımı yele verip
Yağar mı hiç karla ateş?
Açar mı solan güller yar?
Dert dediğin bağrı dağlar,
Harı aldın giydin allar
Yara derin, zaman çare,
Bir udi tamburdur kalbimin atışı,
Hülyamda sarmaşıklar gül dolar inceden
Rivayet odur ki, kaç zemheri sızladı hicran,
Dağları bıçaklayan yorgun; rüzgâr aşkına,
Dilsiz yürek uyumazdı geceleri…
Yıllar geçer de kaybolurmuş insan
Geride kalan izlerde bile
Lütfet, özlem dökülürken dile
Saatler zifiri sağırlığa büründüğü an
Beni hatırla
Al yanak; sarı, tarçın, beyaz tüyler,
Tepe tacı ruh ahvalini söyler
Çekirdek verince alışır insan,
Erkek kuş ıslıkla ötüşler eyler
Bardağı kuşa çeviriyorum önce,
Saydam kanat oluyor yalnızlığı
Dudak payından havalanan kırgın üveyik…
Mermerin rüzgârda eriyip dağılması,
Ağır olanın tüy hafifliğinde susması
Sabah görünce yüzüm ay olur nedense seni,
Neşen gülşen bendime bir bilsen beni
İnsanı ayakta tutan ümit zaten dimi,
Gizem’e, Senem’e, bana
Kahkaha, sevinç bolca tebessüm getir işte
Bir mağaranın kalbinde
Saatler secdeye vardı
Ebû Bekir titredi,
O an
Gözleri semâya döndü
Bir nefes kadar berrak,
Aymışam, canam seni düşünürüm yâr,
Cihanların yegâne mukaddesi...
Siyah zülfünde ezel, ahdim bengi,
Gönlüm akardı gözlerine, su gibi
Adana’da kebap ateşi, Adıyaman’da Nemrut zirvesi,
Afyon’da haşhaş kokusu, Ağrı’da İshak Paşa sefası
Amasya’da elma bahçesi, Ankara Kalesi’nde bozkırın sesi,
Antalya’da Düden Şelalesi, Artvin’de Çoruh nefesi
Aydın’da incir bağı, Balıkesir’de Ayvalık koyu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!