Bi-vefa…
Öyle sessiz, öyle bela,
Kapını çalmaz,
Bir gece gelir,
Süzülür içeri
Bir duvardan bir tavana,
Bir sokaktan bir haneye,
Renkler düşer avuçlarına,
Bu dokunuş damla damla iş değil
Sür fırçayı, çek çizgiyi,
Değiştir her yeri
Başı duman dağlarından
Bakar gider buram buram
Çiçek açan bağlarından
Kokar gider buram buram
Bütün güzel adamlar, bir nar tanesi gibi çoğalırlar,
Hepsi, adam gibi adam! Güzel adamlar!
Bir sokak, bir meydan, bir deruni zaman,
Naraları gür, sesleri derin adamlar!
Kelâmı mihrap, bakışı ferman, bütün güzel adamlar,
Yorgunum, yoruldum, pek gidiyorum,
Aysız gecelerde gümrah üşüyorum
Mavi beyaz yağıyor kar taneleri,
Vazgeçtim esrarlı kokundan
Sana hezeyanlar bıraktım, utanıyorum yetim gururumdan,
Su toprağa değer,
Akışkan bir hafıza örülür parmak uçlarımda
Sıçrarsa paçaya,
Korkutmasın lekesi
Kurur; hafif bir toz olur, dökülür gider
Maraş sandığında saklı oy tasa
Kapağın açmaya yetmez ki gücüm
Çeşit çeşit yazma, telli yemeni
Gönlümü dağlar alır, tatlı hüzün
Peteklerin esrarı süzülür kokundan,
Savrulur çiçeklerin eli
Uçan bir arı öperken sapından,
Koynunda polenle dağılır çiçeklerin saçları
Kahkahası söz vermelere inat,
Satırda eğrilik mi var,
anlar…
Ama dokunmaz hemen söze,
Sükûtun içinde bir cevher gibi
bilir kendini
ve sözün de haddini
Gençliğimin baharında güldüm ben,
Köz düştü yüreğe, yandı derinden
Yörümez dizlerim, bilmem halimden,
Daha ellisine varmadım henüz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!