Ben ben diyen, hep ben ben diyen,
Hırsa meftun, önüme engel diken,
Gölgelerinde boğulan,
Kendi dünyasında dönen
Ben seni bir dağ başında
Üşüyen çocuk gibi sevdim
Ben seni annesizliğin
Soğuk sabahlarında
Bir çığlık gibi içime sakladım da sevdim
Gittin...
Demlikte sapı kopuk bir yalnızlık kaynıyordu bu sabah,
Tezgâhta ekmek tahtasının bir kenarı yeşermiş, su almış şişmiş
En sevdiğin poğaçaları dilimlerken fark ettim,
Bıçak kaydı, dilimler eşit olmadı hiç...
Kızımın "anne" derken sesinde Bandırma rüzgârı var,
Gecelerde yorgun
Gündüzlerde solgunum
Sen suskun,
Ben suskun,
Bir aynada iz
Cılız bir soluğum sanki
Kim ne derse desin sen benim bağım,
Dağlardan yüce de denizden engin,
Candan daha öte bilmem neyimsin,
Sen benim öz, en yumuşak yerimsin
Kırmızıydı biri,
Cam gibiydi diğeri,
Parlıyordu sarı olan,
Göğe benzerdi mavi olanı
Gökyüzü küçülmüş de
Avucuma düşmüş sanırdım ben
Adımı bir hicran gibi dilden dile düşüren,
Aynı pınardan içip, suyunu bulandıran,
Mazlum maskesiyle zifirde yatan,
Düşümü zindana çeviren biri var.
Kazın sesi tıs tıs
Tümsekte yuvası elleme kız
Kanatları serimde, sunama yakın,
Kocaman gagasına bir bakın!
Kuğu gibi beyaz bir rüya
Süzülür su üstü boyunca
Bir sabah uyandım,
güneş perdeden içeri sızmış,
çaydanlık ötüyor mutfakta,
tavan arasında bir serçe,
konuşuyor sevgiyle…
Ah anne dolma sarar, elleri mahur
Elinde kişniş var, gözünde buhur
Tabağa eğilmeden geçer telaşlar
Kişniş kokunca düşer dilime yar…
Kavurur sabahı, çöreğe düşer
Bir tutam atsan da sineme işler




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!