Yakışmaz direniş, sevdalı yürek,
Kiren dallarından savrulur küskünlük,
Bet benz yitik,
Üzerinde düş kırıklığı…
Ve kırmızı ateşle örülmüş cesaretin soluğu
Kiren bilir, kızılcık olarak anılmayı,
Gıcırdayan öksüzlük sesleri karmaşada,
Ağır ağır ilerleyen günlerin kıyısına vuruyor...
Camlara düşüyor fırtına üşüyerek,
Doymazlığın koyu maviye dönerken göğün altında
Menba’dan içtiğim sular şelaleler gibi akardı hani;
Kırılmış dallarda bekler sevdamız,
Rüzgârla konuşur suskun adımız
Yolunu kaybetmiş birer anımız…
Yeniden yeşermek ister içimde
Bir dağ yamacında sustum günlerce,
Kavrulmuş yüreğim serin gecede
Gözlerinde aynayı buldum, bak ne güzel dünya!
Eksik kalan ne varsa vaha olur manaya;
Bir çile paydosunda, toprak kokusu sana;
Ben seni yâd ettikçe asaf mülk bir başka
Lâl olmuş duraklarda han zikir dalgası,
Derlermiş ki;
Maraş’a gönlüm düşmüş de kimse bilmezmiş
Kim duymuş, kim görmüş
Ahır Dağı’nın eteğinde
Bir türkü tutturduğumu.
Martılar yaklaşıyor suya,
Gösteriyorlar yüzünü
Sudan vazgeçemiyor martılar,
Ayağını değdirip kaçıyor,
Ayağını değdirip kaçıyor martılar...
Kırılmış dallarda güller gibiyim,
Beklerim yolunu şimdi nerdesin,
Mateme tutunan diller gibiyim,
Sesime bir ses ver şimdi nerdesin.
Ankara kalesinde sert rüzgâr eser
Sivas yolunda yağar inceden kar
Erzurum dadaşı mertliği över
Konya, Mevlânaya gönüller gül açar
Bizim köyde bir Minnoş var,
Ne fare tanır, ne martı, ne kartal!
Çatılardan sekerek iner dama,
Ağaçtan bile korkmaz vallahi ama!
Gözleri yeşil mi yeşil, zeytin gibi,
Kuyruğu yelpaze, yürüyüşü musiki
Beyaz zambak gibi taze bir öz var,
Saflığın rengiyle açar bu bahar
Pembe tonlar aşkı söyler içinden,
Zarif endamınla çağlar bu sular




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!