Bir varmışım, bir yokmuşum,
Gönlünde balmışım;
Uzağında sevda, yanında kahırmışım.
Anlamadan eskimiş ömrüm...
Bir varmışım, bir yokmuşum,
Evler eskir, yollar eskir,
Delice bakan gözlerin eskir.
Duvarlarda çatlak olur hatıralar,
Birgün adın da sesin de eskir.
Takvimlerin köşesi kıvrılır içimde,
Bereketli tarlalar,
Başaklarıyla övünüyorlar,
Boydan boya giymişler
Mavi entarilerini.
Eğmişler bilge başlarını,
Söyle ey bahtı karalım,
kimdi sana adımı unutturan?
Hangi söz susturdu kalbini,
ben hâlâ adını sayıklarken?
Ben, düşlere serin sabahlar örerken
Ey gözleri ceylan!
Ey endamında ihtiras kokan!
Şiirsen, masalsan söyle hangi kitaptasın?
Kurtsan, kuşsan söyle hangi dağdasın?
Düşsen, rüyaysan söyle hangi koyundasın?
Bir ses ol içimizde yükselen,
Sessizliğin içinden doğan bir yankı gibi.
Kırılan her kalbe,
Kaybolan her dosta
Yolu göster, ışıkla çizilen harita gibi.
Ey insanoğlu!
Nedir bu musalla taşındaki dinginliğin?
Sormazlar mı ömrünü nerede geçirdin.
Bak şu semaya!
Bir zamanlar arşa köprü olurdu azametin.
Ey kalem! Yazacaksan;
İnsan yaz, kalbinde sevgi olsun,
İnsan yaz, dudağında selam olsun.
İnsan yaz, düşüncesi kar gibi beyaz olsun.
İnsan yaz, sevgisi akan su gibi berrak olsun.
İnsan yaz, kötülüklerden uzak dursun.
Benim gönlümü sergüzeşt eyleme!
Diğerleri gibi bir dalımı da sen kırıp gitme!
Bir bilsen seni ne kadar çok severim,
Göğsümde nefesini hissederim.
Sensiz kalan her anı kışa döner,
Ah yüreğimin güneşte üşüyen tarafı,
Ah, yutkunduğumda boğazıma takılan özlemin.
Her aklıma geldiğinde kışı andıran sabahın,
Ya düşürmeseydin içime hüznü,
Ya da koparmasaydın seni sevdiğimde taktığın umutlarımı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!