Geceyi deldi sesim,
sokak lambalarına çarptı,
duvarlarda çatladı yalnızlık,
kaldırımlar gözyaşıyla yıkandı.
Yüzümde suskun bir harita,
Karanlık, usulca duvarlara tırmanıyor,
her köşeyi gölgelerin diliyle mühürlüyor.
Saatler, paslanmış bir zincir gibi sürünüyor,
ve ben, zamanın soğuk omzuna yaslanıp üşüyorum.
Camın ardında sessiz bir dünya var;
Karanlık en derin noktasına vardı şimdi.
Odanın ortasında duran sessizlik,
kalbimin ritmine yaslanmış dinliyor beni.
İçimde bir şey kıpırdıyor yavaşça;
yıllardır uyuyan,
solgun, küçük bir ışık sanki.
Gecenin en kör noktasında kayboldum,
hayallerim duvarlara çarpıp geri dönüyor,
ama beni anlamıyor hiçbir yankı.
Sessizlik büyüyor,
içimde gölgesiyle konuşan bir boşluk var,
Saatin tik takları
kör bir kuyunun derinliğine düşen taş gibi
uzun, ağır ve yankılı.
Odanın duvarları karanlıktan örülmüş,
gözlerim karanlığa alışsa da
Gece çökerken omuzlarıma,
uçurum gibi bir sessizliğe düşüyorum.
Bir yıldız kayıyor içimde,
ama dilek tutacak gücüm yok bu gece.
Yürüdüğüm yollar ıssız,
Bir perde aralanır
gecenin en umutsuz yerinde.
Göğsümde pas tutmuş bir kapı
gıcırdayarak açılır derinden.
Gülüşün gelir,
Gecenin koynuna bıraktım
tüm kırık sözcüklerimi;
kime dokunsa kanar,
kime değse ağlar.
Ay, solgun bir kefen gibi
Geceye saklı bir mum gibiyim,
Titrek ışığımda dalgalanır zaman,
Bir gülün solgun hüznüyle süzülür anılar,
Karanlıkta büyüyen suskun bir hazanım.
Bir servi gölgesinde bekler içim,
Yine geceye düştü kalemim,
Adınla başlıyorum her satıra.
Ama bitmiyor hiçbir cümlem,
Sabaha varmadan susuyorum arada.
Ay ışığı yeter mi yüreğime?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!