Sen ışığın ardındaydın,
ben hep geride kaldım.
Adını söylediler,
ben duymadım.
Bir adım ötendeydim
Gözlerimi araladım sabaha,
Tenimde günün ilk titreyişi…
Işık, bir sır gibi dolaştı
yorgun bedenimin kıyılarında.
Zaman; ince, saydam bir ırmak,
sessizce süzüldü içimden.
Yapraklar dökülüyor defterimden,
her biri bir anıyı saklıyor,
ama artık siyahın içinde kayboluyorlar.
Senin sesin,
uzak bir melodinin kırık notası gibi;
Sana dair ne yazsam,
Gölgede kalıyor en parlak söz.
Işığından saklanıyor mısralar,
Çünkü sen, her kelimenin ötesindesin.
Bir gülüşün düşüyor sayfama,
Gölge gibi gelme,
dokunur gibi yapıp geçme içimden.
Ben, tutulmayan sözlerin
ardında kalanlardan değilim artık.
Gerçek ol,
ya da hiç olma.
Kimse,
gölge çekilmeden fark etmez
güneşin ne kadar yakıcı,
ışığın ne kadar yalnız bırakıcı olduğunu.
İnsan,
Bir gölge süzülür kaldırımlarda,
Adımlar, taşlara sinmiş bir ismi yoklar.
Yıllar dökülmüş çatlamış duvarlara,
Pencereler ardında bir suskunluk ağlar.
Perdeler aralık, buğulu camlar solgun,
Bir adım attım, toprak titredi,
Adımı bilen yok rüzgâr silmiş geride.
Kimse sormaz: “Nereye böyle?”
Ben de bilmem; yol, kör karanlıkta.
Bir mezar düşün taşı yok, adı yok,
Sana söyleyemediğim her cümle,
boğazımda yankılanan bir suskunluk oldu.
Gözlerimde yarım kalmış bir hikâye
ve gecenin koynunda gizlenen adın kaldı.
Bir adım attım kendime,
Kendime ait sandığım ne çok şey
meğer başkalarının gölgesiymiş.
İyi olayım derken
yavaş yavaş silinmiş sesim,
kendimi duyamaz olmuşum.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!