Kewa Cûdî
Min dilê xwe da te, tu tirsiya.
Min destê xwe da te, tu reviya.
Min jiyana xwe ji te re hişt, tu giriya.
Min porê te maç kir, tu firiya.
Kimsesizliğin Tadı
Gece... Sessiz. Kuşlar suskun. —
Her yanımı bulut sarmış bu derede.
Havada bir şey var:
Sıcak yufka kokusu,
Kınalı Eller
Tarih değildi aslında,
sen dokunduğunda başladı zaman.
Kınalı ellerin
Kırık Bir Dal
Yarım bir sevinçle, sahte bir tebessümle, anlamsızdı utanç.
Sesine çığlık atan çiçekler vardı;
dalında gonca, periler ve kuşlar çığlıklarında kayboldu.
Kırık Parça
Her yer susmuş, yalnızca rüzgâr,
Dalı öper bir ezgiyle var.
Ağaç anlatır sensizliği,
Ben serinliğe düşerken,
Kirli Beyazın Dansı
İçimde, sevinç denen duygunun coşkusu var,
Ama yabancı…
Siyaha karışmış beyaz gibi — bulanık, puslu.
Bugün ilk kez güneşi gördüm;
Kırmızı Şal
Bir sabah dağıldı şafaktan sonra,
beyaz usulca karardı.
Kırmızı şal elinde rüzgâra bırakıldı,
gözlerin bir kuyuydu —
KIZILA ÇALAN VEDA
Serin bir ninni camlara dokunur,
Islak saçlar, yorgun rüzgârın izi.
Yanaklarında günbatımının renkleri,
Kızıl Deniz ve Sessizlik”
Aklımın eşiğinde bir sabah uyandım,
Göğün nabzı yavaştı,
Yıldızlar dalgın, ay sürgün,
Ben — kelimelerin kıyısında unutulmuş bir şiir.
Kızıl Gözyaşları
Karanlıklar güneşin kızılında eridiğinde gel,
Beyaz bulutların nazlı nazlı dansında, gökyüzüne huzurla karış,
Yakamozun sevincinde umutla parılda,
Her yıldız kaymasında geceye gizli bir dilek fısılda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!