Durgun su
İçimde yılların sessiz, derin yankısı
İçimde umutların tükendiği yer
Kıvılcımlar yüreğimde çoğalır
Üstümde eski dumanlar, gözlerim alev kırmızısı
Dûrî
Çi dibêjî? Sal çûn, bûn kal;
tu wendayî, ez mam bê mal.
Xewn dûr çûn, xeyal şûn de ketin,
Eksik Bir Düş
Anne, anne... dedim, sesim döndü boşluğa,
İnsanlar vardı, ama ben yoktum kendimde.
Bir ben miydim bu dünyada hep uzağa bakan?
Bir düş içinde kaybolmuş gibiydim kendimce.
Enkazın Çocuğu
Aynaya baktım, yüzüm değil —
çatlak duvarlar gördüm.
Her bakışımda yıkıldım,
her susuşumda gömüldüm.
Ezilenin Direnişi
Dağ taş, kirli surat,
Işıkta kayan gülüş.
Kötülük çığlık atıyor,
Yan yana iyi kötü!
Ezmanın Işığı
Balmumundan dökülmüş bir heykel gibi,
içi dışı kauçukla sarılmış yüzler,
şeytan tükürüğüyle yıkanmış insanlar…
Feleğin Çatladığı An
Ben Med’in en eski türküsü gibi
ince kumların içinden, güneşin alevinde yükseldim.
Sıcak meltemler tükürdü yüzüme
hiç beklemediğim anda.
Fırtına
Az önce yüreğimde bir fırtına koptu,
Kalbim eriyen mum gibi içime aktı.
Umutlarım, kırlangıç yuvası gibi dağıldı,
Her yanım, çilenin gözyaşında savrulan bir damla.
Gel, Hayat
Bir çiy tanesi düştü toprağa,
bir damla haram, kötülük yeşerdi
gözyaşında; her yanı matem,
bir saksıda çiçek gibi hayatlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!