BEYAZ KAN
Yıkılmış bir kent gibiyim, duvarlarımda kurşun izleri, caddelerimde sessizlik, ruhumda yarım kalan haykırışlar.
Yüzümde aşk, gözümde isyan… Bir yanım savaşla yanıyor, öte yanda barış usulca fısıldıyor: “Artık bırak...”
Sırtımda ağır yük, elimde barut kokan demir... Hayallerimi kendi ellerimle gömdüm toprağa.
Bir Adım Ötesi:karanlık ve ışık
Bu yerde her ses bir sır fısıldar;
Yalnızlık, dağlar, taşlar ve titrek yaratıklar yankılanır.
Yüreğimde bir cıvıltı;
Bırak
Bırak, kırık dökük kalsın her şey — yüreğim gibi.
Sarma… Aksın sevda içinden.
Belki bahar yeşerir kışta.
Gül küsemez, bülbül susmaz.
Bir Akşam Meyhanesi
Ayağı kırık masa bizimki,
Üstünde kırmızı gül resmi,
Liman ağzına bakan,
İki kişilik masa—
İsterdim ki,
hasretin ateşi yüreğimde kor gibi yanarken
kalbim buz mavisinde donup yetim kalmasın.
Acılar, avuçlarımda gözyaşıyla kurumadan
senin değdiğin yerde
hiçbir acı yeşermesin.
Bir Garip Vazo
Neden kimse görmez beni?
Hep masa başındayım, hazırım oysa.
İçimdeki su bile kıskanır beni,
kirletir.
Bir Sıkımlık Can
Aynada baktım yüzüme, ne eksik ne fazla,
İki gözüm, iki kaşım, dertle dolu başım.
Göğsümde tutuk bir fırtına,
Yorgun gözlerim, kırık düşlerim var.
Boşluk
Bir martı süzülüyor içimde,
kanadı ince,
suyun altında balık gibi gizli umudum.
Bulutların Gözyaşı
Gözlerim Elara’yı gördü; ışık ve huzur vardı.
Mavi ve kırmızı, kalbimde alev alev yanardı.
Sevgi, içimde sessiz bir yanardağdı;
Karanlığın adımı bile atılmazdı orada.
Çêk û Rext
Tarih gölgelerle örülüydü gecede,
ay uzak tepelerde düşüncelere dalmış, üzgün;
yıldızlar Mezopotamya’da yeşeren ütopyanın
sevdasına kapılmış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!