Biraz değer verince, kendini bir şey sandı;
Hâline de bakmadan kaprislerine kandı.
Bir dost kazanmak varken, yine kazanamadı;
Anlasa, anlamasa, hâli pek perişandı...
Tutkusu, özentisi kendine göre azdı;
“Yaparım, yapacağım…” deme,
“Yaptım! ” de
“Olurum, olacağım…” deme,
“Oldum! ” de
Yanlışı, olumsuzu kendinde ara
Eksiğini tamamla, olma maskara...
Zarar vermen için ille de dostum olman gerekmez,
Elbet iyi bilirsin ki kuştan korkan darı ekmez;
Nerede o eski saygı, sevgi, hoşgörü, muhabbet?
Ya Rab! Özü bozulmuş insanı, âciz kulu affet!
Eskiden ziyadesiyle şecâat ve mertlik vardı,
‘Hep bana! ’ diyerek yontar durursun
Nalıncı keseri gibi her şeyi…
‘Dünya umurumda değil! ’ diyorsun
Tavrınla; beğenmez oldun kimseyi…
Var gel, biraz düşün, pişman olursun
Sanmazmış, kanmazmış; asla olmazmış
Yalanmış, yanlışmış; hepten hataymış
Saklarmış, ağlarmış; hâlden anlarmış
O, yalan; bu, yalan; sen de oyalan!
Görmezmiş, duymazmış; asla bilmezmiş
__Yok, sen yalan söylüyorsun!
__Yalancının şahı sensin!
__Bana neden inanmazsın?
__Sana neden inanayım?
İşine yarıyorsam, büyük coşkuyla ‘Hay hay! ’
Yararlanamıyorsan, donuk bakışla ‘Bay bay! ’
Anlamak kolay değil, bu nasıl iştir böyle
Seni böyle bilmezdim; yalanım varsa, söyle!
Adını anıyorsam, hâlâ bir değerin var
Yaşına başına hiç aldırmadan,
Nerdeyse zil takıp oynayacaksın!
Nedendir bu coşku biz de bilelim;
Güzel oynamazsan, yardım edelim!
Bazen esiyorsun pek çaktırmadan,
İddialı değilim, sadece yazıyorum;
Beğenin, beğenmeyin; yazmayı seviyorum…
Yazdığım her şiirin yorumu içindedir;
Kimseyle bir derdim yok, derdim kalemimledir…
‘Yaz! ’ diyorum, yazmıyor, o zaman kızıyorum;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!