Merhamet avcıları zamanla çoğalıyor,
Cüzdanlar hedeflenip vicdanlar yoklanıyor;
Kendine acındırmak için rol yapılıyor,
İyiler kandırılıp gönüller okşanıyor...
Merhametten marazın türediği bilinir,
Düştü cemre havaya; sırada su, toprak var
Birer hafta arayla doğada canlanma var
Böyle gelirmiş bahar; mis kokacak topraklar
Isındıkça tabiat yürekte ısınma var
Güzel söze değil, öze bakmalı;
Helal etmek kolay, ince tartmalı!
Asla mutsuzluğu dilemiyorum;
Sende hakkım var mı, bilemiyorum.
Adın sanın belli, yazmaman ayıp;
Dili güllü olamadım, bundan böyle de olamam;
Yalakalık yapamadım, canım çıksa da yapamam;
Kötüleri hiç tutmadım, servet verseler tutamam;
Yalancılık, haksızlık ve zulüm bende barınamaz.
Belki ‘yok’ denecek kadar dostum vardır ya da yoktur;
Bize zeki değil, akıllı gerek;
Aklını kullanmak hiç de zor değil…
Tembellik sineye işlemiş olsa,
Yine kurtarırsın, kafanı yorma...
Velev ki bardağı dolu göresin…
Ağlama duvarı oldu bir yazım
Ötüştü bülbüller çaldıkça sazım
İnledi nağmeler, kalmadı kahrım
Edepli kalemler hepten baş tacım.
Aynıyla insandır üslûbu beyan
Görebildiğin renkler, duyabildiğin sesler
Yanıltmamalı seni, motifler ve desenler…
Var olanı algılar, olmayanı yorumlar
Durursun ömür boyu, arada bir duraklar…
Rüzgârın uğultusu, suların çağıltısı
Bedenen aramızdan ayrılalı
Yetmiş dört yıl geçti.
Elli yedi yıllık ömre
Neleri sığdırmadın ki…
Haşlanmış patatesi koymuşlar kucağına,
Bakmışlar çingenenin neler yapacağına…
Öfkelenip fırlatmış hepsini uzaklara,
Ne de olsa ‘çingene! ’, düşer mi tuzaklara…
Aslını inkâr eden haramzadedir elbet!
Haritada geniş alan kaplarsın
Çoğu zaman aslan, bazen kaplansın
Zulüm ve katliam bile yaparsın
Uygarsın, çağdaşsın, büyük Avrupa!
Birliğinle hayli güçlü olmuşsun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!