Üzüyorsun yine; üzmez olasın!
Süzüyorsun mutlak kıs kıs gülerek…
Bu şiiri sana yazdım, bilesin!
Yüreğimi açtım; Allah, affetsin!
Hani çok biliriz; emin olalım!
Hava sıcak mı sıcak,
Haberler çıldırtacak,
Bilmem, hâller n’olacak;
Kimseye çatmayalım!
Sorunlar kucak kucak,
Hoşumuza gitse de hatta hiç gitmese de
Bazı anılar bizi geçmişte dolaştırır.
Acı, hüzünlendirir; tatlıysa, gülümsetir;
Anılarla yaşlanır, umutlarla yaşarız…
Fazla ısrar etsek de hatta hiç etmesek de
Fırıncı ekmeği bozdu
Suyun da özü bozuldu
Sebze meyve pek hormonlu
Allah, yardımcımız olsun!
Et vitrinde durur oldu
Yedirir, içirirdin; giydirir, gezdirirdin;
Başım ağrıdığında üzerime titrerdin...
Başucumda beklerdin, bana ninni söylerdin;
Canım sıkıldığında beni eğlendirirdin...
Arada bir yerde durup bakmalı,
‘Nerde yanlış yaptım? ’ diye sormalı.
Sütten çıkmış kaşık da bir gün erir,
Öze dönük sorgu sual güç verir.
Arada ne yerde, ne de gökteyiz;
Has dostum kalemim; sayar, severim
Her zaman söylerim; neşem, kederim
Onunla dertleşir; ağlar, gülerim
İlham geldiğinde yazar, çizerim.
Arada yorulur; ‘Az dinlen! ’ derim
Derler ki “Arayıp sormazsın bizi;
Artık sana şirin görünmez miyiz? ”
Derim ki “Elbet var bunun nedeni;
Her şey karşılıklı, hiç bilmez miyiz? ”
El eli yıkar ve ellerse yüzü;
Şakşakçılık, dalkavukluk almış başını gidiyor;
Her alanda, her ortamda işini bilen biliyor!
Bir dokunsan bin ah duyar hatta haline acırsın;
Kalıbına aldanarak saygın bir m/adam sanırsın!
Çokbilmişlik, lafazanlık vardı, var ve var olacak;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!