Bazen kullanmazsın, bazen de bolca
Kullanırsın, hayret! Acep nedendir?
Çokbilmişlik var ya, sonu elemdir.
Virgülle noktada severler seni!
Sağlı sollu nokta komşu olunca
İnsanlığın hâli beter mi beter;
Hâlbuki bu dünyâ herkese yeter...
Kendi rızkımızı yer ve içeriz;
Ömrümüzü yaşar, sonra göçeriz...
Kuraklık ve kıtlık, doğal âfetler
İyilik etsen, yolunu şaşırırsın;
Elini versen, kolunu kaptırırsın...
İleri gitsen, akıl karıştırırsın;
Yorma kafanı, kendi hâline bırak...
Bir selâm versen, borçlu çıkıverirsin;
Telefon sapığım Adıyaman’dan;
Bir günde art arda hiç usanmadan
Üç kez arar durur, caymaz huyundan!
Allah, ıslah etsin; düşsün yakamdan!
‘Alo! ’ dersin, cevap bile almazsın;
Bayrak, Kur’an, vatan aşkıyla yanan
Yüreklerde yaşar coşkusu her an
Tüm zaferlerin ve cumhuriyetin,
Türk ve Müslüman’a has hürriyetin...
Ta orta Asya’dan çıkıp da geldik;
İçerde köstebekler, dışarda çekirgeler
Her zaman fink atmakta ve zıp zıp zıplamakta!
Varsa bunun izahı, yapmalı ilgililer;
Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler...
Toprağı kâh kazarlar, bazen de eşelerler;
Daim iyimser ve iyi niyetli olmak isterim;
Hiçbir şey yapamasam da hayrına dua ederim.
Elbet bir insan olarak ilgi ve saygı beklerim;
Beni gözden çıkaranı yüreğimde yok ederim!
Hiç karşılık beklemeden iyilik etmek isterim;
Aptal derecesinde iyi niyetli, derler;
Acıma duygusuyla bile alay ederler.
Merhametten marazın doğduğunu bilirim;
Yine de hiç vazgeçmem, insanları severim.
Damarına bassan da pek hoşgörülü, derler;
Artık arama beni;
İstemiyorum seni...
Duymayayım sesini,
Görmeyeyim çehreni,
Bir an arama beni...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!