Şakşakçılık, dalkavukluk almış başını gidiyor;
Her alanda, her ortamda işini bilen biliyor!
Bir dokunsan bin ah duyar hatta haline acırsın;
Kalıbına aldanarak saygın bir m/adam sanırsın!
Çokbilmişlik, lafazanlık vardı, var ve var olacak;
Hâlimi sorarsan, bende değilim;
Âdeta aynada bir başka ben var!
Duyduğum, gördüğüm hüzün veriyor;
Milletin meclisi sanki arena!
Efendiler! Yiyin birbirinizi!
Bazen kullanmazsın, bazen de bolca
Kullanırsın, hayret! Acep nedendir?
Çokbilmişlik var ya, sonu elemdir.
Virgülle noktada severler seni!
Sağlı sollu nokta komşu olunca
İnsanlığın hâli beter mi beter;
Hâlbuki bu dünyâ herkese yeter...
Kendi rızkımızı yer ve içeriz;
Ömrümüzü yaşar, sonra göçeriz...
Kuraklık ve kıtlık, doğal âfetler
İyilik etsen, yolunu şaşırırsın;
Elini versen, kolunu kaptırırsın...
İleri gitsen, akıl karıştırırsın;
Yorma kafanı, kendi hâline bırak...
Bir selâm versen, borçlu çıkıverirsin;
Tüm yeteneklerinle sergileme kendini,
Heyecana kapılıp aşmayasın bendini;
Sarraf bilir altının özündeki değeri,
İnsan bilir insanın içindeki cevheri...
Pişmanlık duyacağın hiçbir sözü söyleme,
Telefon sapığım Adıyaman’dan;
Bir günde art arda hiç usanmadan
Üç kez arar durur, caymaz huyundan!
Allah, ıslah etsin; düşsün yakamdan!
‘Alo! ’ dersin, cevap bile almazsın;
Her şeyi herkesten iyi bilirsin;
Sıkıntı çekmemiş olabilirsin;
Kendini padişah sanabilirsin;
Mutlak gideceksin geldiğin gibi!
Her yerde bulunan bir basit pulsun;
Küçük mutluluklarla yetinebiliyorsan,
Büyük arayışlara girmenin anlamı yok;
Kuvvetli dostlukları sürdürebiliyorsan,
Zayıf arkadaşlıklar aramana gerek yok...
Yetecek kadar maddî iyeliğin var ise,
Her şeyin bir ilki vardır,
Her sevgide ilgi vardır;
İlgi karşılık bulmazsa,
Sevginin de sonu vardır...
Her insanda bilgi vardır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!