Kalbime söz geçmedi, geçmiyor,
Ne geçmiş sene… ne de gelecek olan.
Yerin, okyanusun en derininde
Hiçbir gece böyle geçmiyor zaman.
Resmine baktıkça ağlıyor gözlerim,
Yılların suskunluğunda bekledim seni,
Her hecenin içinde kusursuz bir dua gibi.
Rüyaların ince sisinde elin elime değerken,
Belki geldin, belki de hiç gelmeyerek
Görünmese bile güzeldi o düşün,
Yıllar sonra.
Rüzgâr, yaprakların arasından fısıldayarak taşıdı adını kulağıma.
Gün batımı, ufukta altın rengine dönerken
Sessiz adımlarla çıktım karşına.
Ne bir dilek vardı avuçlarımda ne de beklenti.
Sadece saçlarımdan düşen üç beyaz tel,
Ve yine gidiyorum,
Kırıkkale’den İstanbul’a...
Yani sana.
Adım adım sana geliyorum,
Seninle buluşacağımız o anı
Sabırsız bir kalple bekliyorum.
Yüreğimin Mecnun olduğu akşamda kal,
Kal ki, Leylâ'yla buluşsun.
Sen…
Beni gördüğün kadarıyla tanırsın,
Zaman, sessiz bir nehir gibi akar,
Bir gün, ellerimizden kayıp gidecek.
Dakikalar, yelkovanın ardına saklanacak,
Akreplerle birlikte geçmişe karışacak.
Yılların izleri, yüzümüzde birer hatıra,
Zamanın penceresinden baktığımızda,
Gölgeler sustu, biz konuştuk fısıltıyla.
Yargısız bir mahkeme kurdular üzerimizde,
Bedenimizi değil, ruhumuzu tarttılar gizlice.
Kuytu bir vadide yankılandı kalbimiz,
Hayat, her fırsat bulduğunda bizi sınar,
Kimi zaman ince bir çizgiyle,
Kimi zaman da sessiz bir fırtınayla.
Herkes, kendi gerçeğini taşır omzunda,
Ne yapacağını bilmeden,
Spontane bir telaşla yürür o yolda.
Parçacıkların zerresi yeterdi,
Zerreyi asla az görme, sakın.
Ben görürüm cemalini aynada,
Baktığımda görmekti istediğim.
Birileri sevgisiyle bakar,
Tüm alem sana secde eder,
Bulunduğun dünyadaki Aya zulmetme.
Güneş senin yanında sönük kalır,
Güneşe zulmetme.
Güzelliğinle tüm alem delirir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!